Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Artık bilmek istiyorum

  • 04 Nisan 2019 Perşembe


Yahu biz ne zaman adam olacağız. Nereye dönsek her taraf yıkılıyor. Şimdi yeni söylentiler var ki, olacak gibi değil. Hem de ne söylenti bunlar. Hani elimizi yakan elektrik faturaları var ya, ahanda onlardan bahsediyorum. Hani vatandaş alışmıştı bu faturalara. Her ay sırasıyla beş kere geldiğinde altıncı fatura alışkanlık yaptığından insanlar tepkiyi vermemeye başlıyor. Yani elektrik faturalarında alınan yüksek vergilerle beraber, giren bir çok payların ilk faturaları ses getirdi. İkincileri gürültü çıkardı. Üçüncüsü oh dedirtti. Dört ve beş uyuşukluğa neden oldu. Altıncıda ise hiç kimse bir şey hissetmedi.

Hadi neyse diyerek tam alışıldığı günlerde yeni bir durumla sarsılmaya başladı. Sen misin faturayı ödemeyen denilerek şak diye şarteli kapattılar. Daha sonra şuk diyerek yeniden açtılar. Elbette bunca şak şukun bir bedeli olacaktı. Ama önemli bir konu var. Seçim öncesinde yaşanan bu konu, o dönemde koltuk savaşı nedeniyle kişiler pek aldırış etmedi. Sebze, meyve patates ve paralar cukkaya ineceğinden sesler sessize alındı. Kızmış olsalar da, telefonların ulaşılamayınca verdiği “aradığınız kişiye ulaşılamıyor. Daha sonra yeniden deneyiniz” sesi dinlettiler. Şimdi ise zurnanın zırt dediği yere gelindi.
Mesela ben kendimden örnek vereyim istedim. Ben son yıllarda, bu yılların ne kadar olduğunu sorarsanız en azından on beş yıl var derim. Ben TRT’yi hiç izlemiyorum. Üstelik bana hiç mi hiç hitap etmiyor. İzlemediğim bir kuruma neden ben para ödeyeyim. Mesela yine başka bir örnek. Ben belediyeye de vergi ödüyorum. Üstelik zevkle veriyorum. Neden diye sorarsanız, bana hizmet getiriyor. Yeterli olur yeterli olmaz ama sonuçta yaşadığımı bir yere hizmet veriyor. Ya TRT ne yapıyor. Sinirlerimi bozuyor. Adaletli değiller. Ve ben buraya ödediğim fatura üzerinden para ödüyorum. Hadi ödedim bir de haksız yere ödenenlere ne diyeyim.
Allah’ını severseniz şu insanlara bir açıklayın da yine de alın alacağınızı. Elektriği özelde kaça üretip, devlet olarak kaça alıyorsunuz? Üretilen elektrik ile vergilerden sonra aradaki fark ne kadardır? Vergiler ile gerçek harcama arasında ne kadar uçurum var? Yapılan bunca santralleri devlet neden kullanmıyor da başkaları tarafından kullanılıyor? Ben bu soruları hep düşündüm ama tek öğrendiğim 8 sente ürettikleri elektriği çok üzerinde bedel ile satın alınıyorsa, vatandaşa da bu iki kat en az yansıyorsa ne kadarı acıtıyor bilmek gerekiyor.