Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Aptallaştırma Siyasetinin Geri Vitesi…

  • 14 Mart 2018 Çarşamba



Halkı aptal yerine koyup yönetmede başarıya ulaşırsanız varacağınız nokta, aptallaştırılmış bir halkı yöneten liderliktir…
Halkı aptal yerine koyarak yönetme eğiliminin dibinde, bilinçli bir halkı yönetemeyeceğini bilen bir liderin kendisine ve örgütüne olan güvensizliği vardır.
Halk, üzerine örtülmek istenen aptal örtüsünü aralayıp, iyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın ayırdına vardığı gün, lider-kişi, çaresizliğinin ve yılgınlığının çukuruna yuvarlanır ve orada öylece kalır.
Halkın gözü/kulağı ve sonuç olarak bilinci kör edilmişse, meydanlarda her türlü nutuk atılabilir, parsalarını kolaylıkla toplayabilirsiniz.
Halk, sürdürülen doğrudan ya da dolaylı medya sansürü nedeniyle gerçekleri öğrenme imkânından yoksun bırakılmışsa, insanların gözü ve kulağı tıkalı demektir.
Demokrasinin olmadığı bir ortamda ise, demokrasinin ilerisini tartışmak asla inandırıcı değildir.
“İleri demokrasi” deyimi, olsa olsa ayrılıkçı terörün amaçlarına hizmet eden sahte ve sanal bir “özgürlük”ten ibarettir.
Peki… Halk, üzerine örtülmek istenen aptal örtüsünü aralayıp, gözlerini dört açıp, olanı/biteni anlamaya başladığı zaman ne olur?..
Bizce öncelikle ve ana hatları ile aşağıdaki gelişmeler yaşanır:
1.- Siyasetini halkın aptallaştırılması ve gerçeğin saptırılması üzerine kurmuş olan politikalar iflas eder, tasfiye sürecine girer…
2.- Rotasını Ortaçağ karanlığına doğru çevirmiş olan “milli” eğitim politikası yönünü yeniden aydınlanma devriminin uygar değerlerine doğru çevirir.
3.- Ülkenin milli değerlerini, ulusal kaynaklarını, en stratejik ve en karlı işletmelerini özelleştirerek yabancıların eline geçmesine imkân tanıyan “felsefe”nin sahipleri, siyaset sahnesinden ayıklanır ve kaçınılmaz kaderlerine doğru yol alırlar.
4.- Hukuk, yeniden bağımsız olur. Adalet, hiçbir siyasi güç ya da çıkarın etkisi altında kalmadan işler ve o saygın terazisine yeniden kavuşur…
6.- Demokrasinin “ileri” patentli cilası kazınır ve yerine gerçek demokrasi ideali yerleştirilir. Halkın yönetime her alanda katılabilmesinin önündeki yasal ve bürokratik engeller kaldırılır. Doğrudan demokrasinin kurumları inşa edilir.
7.- Ülkeyi yönetenler, artık yurttaşlarını birer müşteri olarak görmekten vazgeçer ve Devlet’in bir hizmet organizasyonu olduğu gerçeğini çalışmalarının pusulası haline getirirler…
…Ve bu ülkede daha neler, neler, neler olur…
Eğer yaptığımız bu tespit bir gerçeği yansıtıyorsa bu gerçeğin irdelenmesi bize önemli bir sırrı ifşa eder: Demek ki, yaşamakta olduğumuz bütün gelişmelerin tek sorumlusu gözünü açıp olanı/biteni yeterince göremeyen halktır.
Ve onun gözünü açması yönünde enerjisini yeteri kadar seferber etmeyen biziziz, bizleriz, hepimiziz”...

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com