Selma Erdal

Tüm Yazıları


Ankara Garı

  • 30 Temmuz 2019 Salı



Aradan bunca yıl geçmesine karşın, 10 Ekim 2015 günü Ankara Garı'nda patlayan bombanın etkisi yalnızca ölenlerle sınırlı kalmayacak demiştim o günlerde ve kalmadı da...Çünkü Ankara Garı bugünlerde bir kez daha gündemde, üstelik de İstanbul'da iyi bilinen, halk arasında FETÖ'ye yakın olduğu düşünülen ve şimdi de Ankara'da da varlığını sürdüren özel bir üniversiteye altın tabakta sunulmuş. Üstelik de tüm girişimler yapılmış, imzalar atılmış; hem de tam 2 yıl öncesinde ya da Ankara Garı'nda patlayan bombanın 2 yıl sonrasında işlem tamamlanmış. Ama tartışmaları 2019 yılının Temmuz aylarına bırakılmış; "atı alan, Üsküdar'ı geçtikten sonra" konu kamusal alana taşınmış.
O günlerde düşünmüştük ve demiştik ki kendi, kendimize...Elbette ki ölüm acı ve kendi değerleri, dünya görüşleri için yola düşenlerin de düşüncelerini dışa vurmak en demokratik hakları…Gerçekten de demokrasi yürüyüşü sırasında; insanların ölmesi çok acı… Ülke 3 günlüğüne yas’da…Ama yıllardır askeri, polisi düşerken toprağa; nedense yas ilan etmek gelmedi ülkeyi yönetenlerin aklına…O şehidler için yalnızca anaları, babaları , eşleri, çocukları ağladı, karalar bağladı… Üstelik o Ankara Garı... Ve o gardaki müze…Kardaki ayak izi değil, Gazi Mustafa Kemal’in gardaki en anlamlı, en önemli izi… Ki o gar; Hasta Osmanlı’nın küllerinden, Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş ve de yedi düvelin paylaşımından, işgalinden kurtuluş planlarının yapıldığı çok önemli bir yer…Bir bakıma o gar; Kurtuluş Savaşı’nın en değerli simgelerinden biri, belki de en önde gelen kalıtı ve de kanıtı…Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ilk karargahı…O’nu taparcasına seven kadın Fikriye Hanım’la birlikte; yokluk içinde, yanındaki az sayıdaki askeriyle yurt savunması için ilk hazırlıklarını yaptığı merkez…O bombanın patlamasıyla, az kaldı bir tarih yok olacaktı.Ve yıllar sonra; o bombanın yok edemediği tarih, o önemli geçmiş ne yazık ki çok değersiz bir malmış gibi, sanki çöpe atılırcasına ve hoyratça kullanılsın diye verilmiş bir özel üniversiteye.
Bu nasıl bir iştir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kuruluş Tarihi'nin en önemli anıtı, Türk ulusunun toplusal belleğinde önemli bir yer tutan bir yapı nasıl oluyor da bir ticarethane üniversiteye tepe, tepe kullansın diye veriliyor?...
Türk halkının belleğine kazınmış olan ANKARA GARI ve MÜZESİ, GAZİ MUSTAFA KEMAL ve KURTULUŞ SAVAŞI kavramlarının yerine özel bir üniversitenin konuşlandırılması; ne kadar doğrudur?... Bu uygulama; Kurtuluş ve Kuruluş Tarihimiz'e yapılan büyük bir saygısızlık değil midir?...
Ankara'da bu "oldu- bitti" eylemlerinin sonu gelmiyor ne yazık ki!...Atatürk Orman Çiftliği'ne yönelik talanlar... ODTÜ ormanlarının yok edilmesi... Ve şimdi de Ankara Garı ve Müzesi'nin özel bir üniversiteye verilmesi...IŞİD'ın Asurlular'dan kalan Tarihi Yapıtları yok etmesi gibi... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kuruluş Tarihi de acımasızca yok ediliyor.
Tarihin yok edilişinin yanı sıra; yedi düvele peşkeş çekilen yurt topraklarında "siyanürle altın arama" amacıyla ormanların yok edilişi ve toprakların zehirlenişi, topraklardaki siyanürün sulara karışmasıyla da içme sularının kirleneceği gerçeği...Bütün bunlar neden?...Bu ülkeye, bu ulusa yapılan bu haksızlık, bu saldırganlık, bu düşmanlık, bu hıyanet neden?...Yok edilen doğa, ağaçlar, tarım toprakları ve son olarak da ANKARA GARI...Bütün bu saldırılar nedendir, niçin yapılmaktadır; kimlerin vardır bu yanlış işlerden karı?...İşte bu hassas konular; Türk halkına açıklanmalı, Türk halkı gerçekleri öğrenmeli...