Selma Erdal

Tüm Yazıları


Anımsıyorum da...

  • 15 Mayıs 2018 Salı


2013 yılının Şubat ayındaCHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak ve arkadaşları TBMM Başkanlığı’na sundukları bir önergeyle; lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel bireylerin toplumda uğradıkları ayrımcılığı gündeme getirerek, Meclis araştırması istemişlerdi…Ve bir de sayın milletvekilleri yakınmışlardı; Ailenin Korunmasına ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” kavramlarının konulmadığı gerekçesiyle…Ve de bir bakıma “halkın partisinin” milletvekilleri eşcinsellerin savunmanlığına soyunmuşlardı o günlerde, bir başka deyişle cinsiyet değil ama kimlik değiştirmişlerdi… ya da halktan kopa, kopa, uzaklaşa, uzaklaşa; halkın değil, eşcinsellerin milletvekili olmaya mı niyetlenmişlerdi ne ?... Tam olarak anlayamamışdık o günlerde...
Ergenlik çağlarımda, Bursa’da gençlerin dilinde bir tekerleme dolaşırdı…Zeki Müren askerdeyken, savaşa gitmiş, karşısında düşmanı görünce kırıtarak; “kahrol düşman, al sana bomba” diyerek zarif bir el hareketiyle de bombayı düşmanın üzerine atmış içerikli bir tekerleme…
İşte 2013 yılının Şubat günlerinde de eşcinsellerin; “varsayılan” düşmanları için bombalar değil ama artık oklar vardı, CHP’nin okları…Eşcinsellerin “sözde” düşmanlarına karşı CHP; “kahrol düşman al sana altı ok” deme girişimindeydi o günlerde, sahi ne oldu daha sonrasında?…
Biz Bursalılar; Zeki Müren’imizi hep sevdik… Sakız Adası’nda; Osmanlı Sarayı’na içoğlanları yetiştirildiğini, üniversitede “Türk Siyasal Yaşamı” derslerinde öğrendik ve Divan edebiyatının; mahbub aşkı üzerine yazılmış methiyelerden oluştuğunu da henüz lise yıllarımızda öğrendik…Sahnelerde boy gösteren ya da TBMM’ye milletvekili olarak girmiş, ülkemiz yazgısı üzerine söz söyleyen eşcinsel yurttaşlarımızı hiç yadırgamadık…

Hani Allah fakirin eşeğini kaybettirip, sonra da buldurup sevindirdiği gibi…Eşcinsellerin hakları ellerinden alınmış da, yeniden kazanmaları için girişimde bulunulması gerektiğine ilişkin girişimler…Kısaca bizler onlara haksızlık etmedik ki…Elbetteki ülkemizin Batısı’nda…Doğu; her zaman bambaşka…Türkiye’nin değişmeyen ikili yapısı; Doğusu ile Batısı arasındaki değer yargılarının bir diğerinden başkalığı…
Ülkemizin bir tarafı Cennet, diğeri Cehennem kapısı…Kadınlar için de böyle değil mi, dışlanma, yok sayılma ve aşağılanma bağlamında ?...Üçüncü cinsliğe soyunanlar için de öyle…
Bilindiği gibi küreselleşmenin öncelediği bir kavram; eşcinsel hakları/özgürlükeri…Vahşi kapitalizm; dişli çarklarında öğütürken sıradan insanı, siyasal ve sosyal haklarını sınırlandırırken acımasızca sömürdüğü yurttaş statüsündeki kölelerini, kullarını…Onlara avunsunlar diye; III.Kuşak üst başlığı altında bir takım haklar sürdü, koşullarını kendisinin belirlediği 21.yüzyıla özgü demokrasi pazarına…ki kadın, çocuk, çevre, insan hakları ve elbetteki eşcinsel hakları kavramlarıyla içini doldurdu üçüncü kuşak haklar olgusunun…
Küresel düşün, yerel yaşa söylemiyle birlikte; “bütün dünyanın işçileri birleşin” yerine, artık bütün dünyanın eşcinsellerini birleşmeye yönlendiriyorlar, özendiriyorlar… İşçinin, emekçinin bayramı 1 Mayıs da bile; eşcinseller artık en önde… Tüm işçiler, emekçiler için; iş güvencesi, sendikal haklar, sigorta ve sosyal güvenceler, eşit işe, eşit ücret ilkesi, taşeronlaşma ucubesi, siyasal hakların tırpanlanması, kentsel dönüşüm saldırısıyla yurttaşın konut ve barınma hakkının gasp edilmesi/elinden alınması ve en önemlisi ulusun bireyi, devletin yurttaşı kimliğinin, kimlik bilincinin halktan çalınması bir yana…İlk sırada; eşcinsellik sorunsalı…
Dünya kamuoyunun genelinde ilk sıraya yerleştirildi; eşcinsel hakları…
Sanki dünya genelinde; insan soyu içinde uğranılan haksızlık yalnızca cinsel seçimlerinden/yaşam biçimlerinden dolayı eşcinsel topluluğu/kümesi içinde yer alanlara yönelik…Ülkelerin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapısındaki olumsuzluklar, Dünya genelinde artan yoksulluk, açlık ve sağlık sorunları, giderek niteliksiz bir yapıya dönüşen nüfus yapıları, gelecek kaygısı, evsizlik, eğitimsizlik, ekmeksizlik, en önemlisi de susuzluk sorunlarına çözüm bulunmuş da kaygılanılacak tek sorun; eşcinsellerin yaşam koşullarını iyileştirmek, düzenlemek, onların nasıl ya da kimlerle seviştiğini irdelemek, onlara mutlu olacakları koşulları sunmak…
Ve ülkemizde de 2013 Şubat'ında kamusal alana duyurdukları gibi artık eşcinseller için kaygılanan bir parti vardı; CHP… Daha açık bir deyişle; Cumhuriyet HALK Partisi, nam-ı diğer; halkın partisi…Hani şu altı oklu parti…Ve altı okunun anlamı da; Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik olan parti…
Ki o parti; son yıllarda halktan uzaklaşmış, halkın partisi olmaktan çoktan çıkmış…Say ki bir bakıma “devrim” yapmış, çağı yakalamış, 21. yüzyıla, küreselleşme çağına, onun yükselen değerlerine uyum sağlamış, anlaşılan odur ki eşcinsellerin partisi olmaya, onların haklarını savunmaya başlamışdı… Kuşkusuz Binnaz Toprak ve arkadaşlarının girişimleri de bu değişimin, dönüşümün açık bir göstergesiydi o günlerde…
Özetle;
2013 Şubat'ındaCHP eşcinsellerin hakları için önerge vermişdi Meclis’e…Bunun anlamı; eşcinsellere düşmanlık edenlere, diyecekdi ki CHP; kahrol düşman, al sana altı ok…CHP halktan kopa, kopa…CHP altı oku kıra, kıra…
İşte sonunda gelmişdi sıra; eşcinsel haklarını savunmaya, dolayısıyla eşcinsellere tutunmaya…
Dünya’da işçinin, emekçinin değil; eşcinselin hakkını savunmak, kapitalist düzenin izin verdiği neredeyse tek alan…Devrimci yapısıyla; CHP mi olacak bu olanağı tepen, bu gidişin dışında kalan ?...
Kadınlar; öldürüle, öldürüle tükenecek türleri diye mi, CHP’de umut bağlanmışdı 45 numara stilettoluların oylarına ?…
İyi de o günlerden bugünlere; ne kaldı geriye o söylemlerden?...24 Haziran öncesinde...Dünü anımsadım da...Ve sormak geldi içimden; bugün eşcinseller için ne düşünüyorlar acaba?...Daha dünlere kadar ülkücü, milliyetçi sandığımız Meral Akşener bile; besbelli ki birilerine göz kırpmak amacıyla Kürt kökenli olduğunu açıklayınca... ve de...Oy için seçmenin karşısında bin takla atan adayları gördükçe... Sormak geldi içimden...Dün eşcinsellerin haklarının savunmanlığına soyunan Y-CHP'liler, 24 Haziran öncesinde onlarla ilgili ne düşünüyorlar acaba?... Onları potansiyal seçmenlerinden sayıp da onlara ilişkin yeni söylemleri var mı acaba?...Ne de olsa 45 numara stiletto giyenlerin de sayısı oldukça çokça...Gerçi Muharrem İnce; böyle ince konulara dalacak biri gibi görünmese de gözümüze...Ne yazık ki geçmişde yaşanan böylesi olaylar, açıklamalar, önergeler bilinmelidir ki halkın gözünde hiç de olmamışdı sevimlice...