Selma Erdal

Tüm Yazıları


Anımsamak

  • 10 Ekim 2018 Çarşamba


Anımsıyor musunuz?...McKinsey kimdi?...Bir toz bulutu gibi kaybolup gitdi, herkes kayıp Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'yı ararken...Kaşıkçı'nın bilinmezliği de bu arada kim bilir neler, neler için olacakdır gözlerimize, akıllarımıza, zihinlerimize perde?...Bir kaç gün içinde o da gündem dışı kalır; işlevini gördükden sonra...Acaba yoksa Amerika; Kaşıkçı'yı bahane edip de, henüz geçen yıl birlikte "kılıç dansı" yaptığı entarili Araplar'a demokrasi getirmeğe mi kalkışacak?...Bu kış da Ortadoğu yeniden sahne mi olacak kanlı savaş oyunlarına?...Bakalım neler çıkacak bu Kaşıkçı sorununun altından da?...Gerçi Türk halkı yakınırken mide derdinden; umursamaz oldu olanı, biteni... Bulabilecek miyiz bu kış kaygısızca ocağı tüteni?...Herkes kendi derdine düşmüşken...Yine de elde değil, boşvermek olmuyor. Bugünü yaşarken; düne bakmadan, güncel sorunlara ilişkin neden-sonuç ilişkileri kurulmuyor
Anımsamak; dünü anımsamak...Bugünlerde yaşananları değerlendirebilmek için düne bakmak...Önemli, gerekli; insan denilen varlık,kesinlikle olmamalı balık hafızalı, balık bellekli...Dolayısıyla işte ben yine dündeyim...Yıllar öncesinde; 13 Aralık 2009 gecesinde,HABERTÜRK Tv'de…Yiğit BULUT; karşısında Ali SİRMEN, Can ATAKLI, Altan TAN ve Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı….Gündemlerindeyse; DTP’nin kapatılması var… Yiğit BULUT; “sanki/güya/sözde/kanarsan/yersen” sormuş izleyicilere; “DTP’nin kapatılmasını doğru buluyor musunuz ?” diye… Sanki bütün Türkiye onları izliyor, “bakalım Yiğit BULUT bu gece bize ne soracak?” diye hazır olda bekliyor… Ve hemen almışlar cep telefonlarını ellerine “sanki/güya/sözde/kanarsan/yersen”, hemen parmaklar çalışmış; oylama için çekilmiş mesajlar, gönderilmiş oylar… Oylamanın sonuçlarını gösteren Türkiye haritası yansıda; yeşil ve kırmızı renklere boyanmış olarak…Renklendirme oy yüzdelerine ve de oyların geldiği kentlere göre yapılmış(mış)…Sonuçda; EVET oylarının yüzdeleri ki yansıdaki Türkiye haritası üzerinde yeşil boyalı alan ve HAYIR oylarının yüzdeleri ki kırmızı alan… Gelen oyların dağılımıyla sınırları çizilmiş iki bölge ki külliyen yalan… HAYIR oylarının oranlarının renksel dökümü kırmızı bölge; kör, kör parmağım gözüne “sözde” Kürdistan… EVET oylarının oranlarının renksel yansıması yeşil bölge de geriye bizlere kalan… Şu Yiğit BULUT; yıllar önce, sessiz sakince Kanal D’de, Şule BULUT’un 12.30 haberlerinin ardından efendi, efendi ekonomi yorumları yapardı ve adam bilirdik kendisini…Ve de Namık Kemal Zeybek'in damadı idi... HABERTÜRK'e geçiş yaptıkdan sonra Yiğit BULUT ; yalakalık yapacağım diye nasıl da paralardı kendisini… Gerçi HABERTÜRK Tv de yayın yaşamına başlarken "Yiğit Bulut gibi" kandırdı halkı; daha sonrasında yüzünden Atatürkçü, Cumhuriyetçi maskesini attı, ardından da yağ, bal dökmeğe başladı “demokratikleşme” martavalı niyetine ayrılıkçı, bölücü, kindar dindarların önüne…Sonuç olarak o günlerde; gönüllerinde yatan haritayı “güya” izleyiciden gelen DTP konulu EVET-HAYIR oylamasıyla çizen bu misak-ı milli düşmanları... Bugünlere geldiğimizde; onlar şimdi yerli ve milli... Oysa onlar birer fırıldak, esen rüzgarın yönünde...Bizlerinse durduğu yer hep aynı, hep belli; Mustafa Kemalin Askerleri kimliğimizle...
Ve Ahmet Tan...Yine dünlerde kalan anılarda, 9 Ocak 2010 Pazar günü Altan TAN;Star’da Ruhat Mengi’nin “her açıdan” adlı programında konuk...Ve “bana göre, bence” söylemleriyle “Müslümanlar için demokrasi, insan hakları” konusundan ve de Müslümanlar için başkalarının dayatmalarda bulunamayacağından “örneğin; türbandan, miras konusuna değin İslami kuralların geçerli olması gerektiğinden ve her alandaki uygulamanın İslami kurallara göre olmasından söz ederken...Bir türlü silinmiyor belleğimden; bugün bile taptaze duruyor anılarımda… Ve onun karşısında AİHM Eski Yargıcı Rıza TÜRMEN... Demokrasilerde yalnızca “Müslümanlar” için demokrasinin varlığı ve demokrasiye özgü hakların kullanılması, uygulaması olmaz…Çünkü o zaman bu demokrasi olmaz... Demokrasi bütün insanlar için olur diyerek bu şeriatın TARAFlı borazancı başına “demokrasi-laiklik-insan hakları” kavramlarını anlatmaya çalışırken,bir açıklama da Prof. Dr. Ersin KALAYCIOĞLU’ndan geliyor:- Demokrasi-laiklik-insan hakları kavramlarının olduğu yerde; bana göre, bence olmaz.Sanıyor musunuz ki halkın öncelikli sorunu türban ya da İslami hukuk kuralları ?…Hayır,halkın yüzde 90’ının en öncelikli sorunu; işsizlik, açlık, ekonomi…
Suudi gazeteci bulmacasını çözmek için egemenler kafalarını yorarken;ben bugünden düne akıp, o günlerde bugünleri oluşturan kişi ve koşulları anıp...Daha nelere tanık olacağız diye kaygılanıp... Ve Ekim ayında da düşe, kalka ilerlerken takvim... Bir de ne göreyim günlerden 10 Ekim; DÜNYA RUH SAĞLIĞI GÜNÜ İMİŞ... Ah, ah!...Nasıl da anımsayamadım diye kaygılanıyorum.Ne diyelim?...YAŞADIĞIMIZ KOŞULLARDA KİMDE SAĞLAM RUH,TİN KALDIYSA...RUHLARA DA SAĞLIK OLSUN DİYELİM, YETER Kİ RAHMET DİLEMEYELİM !...Yaşamanın giderek çok daha da zorlaşdığı şu Dünya'da; herkese kolaylıklar dileyelim...