Selma Erdal

Tüm Yazıları


Amerika İçin

  • 02 Ekim 2019 Çarşamba



Yüksek tansiyon, kalp dolaşım, yüksek kolesterol, böbrek hastalıkları bir bedene yerleştiğinde; hekimlerden gelen ilk yasak nedir?...- Kırmızı et yemeyin!...Sonrasında gelen öneriler nedir?...- Doğal, bitkisel ürünlerle, özellikle sebze ile beslenin!...Daha sonra da son yıllarda, üstelik de sanki Amerikalılar'ın buluşuymuşçasına, sıklıkla gündeme getirilen AKDENİZ DİYETİ'ne yönelmelisiniz sözleri...Aman efendim, aman!... Sanki Amerikalı uzmanlar söylemeden önce bizler, özellikle de Marmara-Ege-Akdeniz kıyılarında yaşayanlar; bufalo etlerini, hamburger köftelerini gövdeye indiriyorduk. Be hey özentiler; bizler Zeytinyalı Ayşe Kadın Fasulyesi, İmam Bayıldı,Yaprak Sarması, Patlıcan Herzesi, Barbunya Pilakisi yemeden sofradan kalkmıyorduk. Bize nasıl besleneceğimizi öğretmeye kalkışıp da, tereciye tere mi satıyorsunuz siz?...Bereketli Anadolu topraklarında sebzenin, meyvenin türlü çeşitlisi yetişir. Eğer bunlarla beslenirsen; sağlıklı kalırsın, Amerikalı'nın dayattığı köfteleri yersen, yüksek tansiyondan, kolesterolden, kalp krizi ve şekerden kurtulamayıp, atalarının yanına doğru yol alırsın.Doğa böyledir işte; isteyene ödülünü verir, isteyene de ölümünü!...Ussal seçim yapmak, kişinin elinde; ya Doğa'nın bizlere sunduklarıyla beslenip, doğal dengemizi bozmayacağız ya da onun düzenine çomak sokup, onun dengelerini bozmayacağız. Bunun için de Doğa'nın dengesinde, düzeninde; kuşlar,çiçekler, böcekler, ne bir eksik, ne bir fazla... Sen İNSAN; kesinlikle onun işine karışma, ona karşı efendilik taslayıp, Doğa'nın gücüyle yarışma!... Eninde, sonunda yanılan da, yenilen de sen olursun!...Öyle çok da takılma Amerikalı'nın verdiği akla; sen bildiğin gibi yaşa!... Ne gündür ki onun verdiği akla uydun; hep bastın faka!...
Amerika'dan söz etmişken; yaşadığımız DÜNYA adlı şu gezegende, bilindiği gibi her şey Amerika için!... N'için mi?... Dünya'nın efendiliğine soyunan bu zorba devlet; öyle istediği için.Okumazsın; Amerika için ölürsün, gezegenin her neresinde olursa olsun, onun kışkırtıp, başlattığı savaşlarda... Okursan; onun için çalışırsın, azgelişmiş ülken değerlendiremediği için seni, o da fırsatını bulduğunda aşırır seni, "beyin göçü"nün malı, metası olursun.
Geçmişte kalan günlerde yüzde 80'i kırsal alanlarda, yüzde 20'si kentsel alanlarda yaşayan bir tarım ülkesiydik. Rusya'nın ardından, buğday üretiminde Dünya 2.siydik ve topraklarımızda ürettiklerimizle kendi, kendini doyuran bir ülkeydik. Daha açık bir deyişle; ele, güne avuç açmayan üç, beş ülkeden birisiydik.1950'lerden beri; Sam Amca tutunca Menderes aracılığıyla Türk halkının elini, tarımda makineleşme, ülkede sanayileşme... Masallar anlatılmaya başlandı; taşı-toprağı altın kentler üzerine, boşverilmeye başlandı tarladaki üretime...O günlerden beri, bir türlü durdurulamayan kırdan, kente göç... Üretim yapılmayan toprak, amaç dışı kullanılınca değerini yitirdi, yokluk başladı ülkede ve Doğa da insandan almaya başladı öç...Ne yazık ki günümüzde ülkemiz; siloları tıka, basa buğday dolu bir tarım ülkesi değildir. Bugün Batılı'nın açık pazarı ve belki de yakın gelecekte açlıktan ölenlerin mezarı olacaktır dünün bereketli Anadolu toprakları...
Gazi Mustafa Kemal'e Kurtuluş Savaşı sırasında "bir sarışın eşkiya" diyen Amerikalı, O'nun emperyalist ülkelere karşı verdiği savaşla, gözünü diktiği "altı da, üstü de verimli" Anadolu topraklarına o günlerde ulaşamadı. Bastırdığı emellerine, hırslarına, ihtiraslarına ulaşabilmek için 1950'lerde "dost" maskesi takarak, müttefik aldatmacasıyla kendi çıkarları için her kurnazlığı yaparak "sözde" hep ülkemizden yana tavır aldı. Ama hep "tavşana kaç, tazıya tut" diyerek; yalnızca kendi çıkarları için vardı.Ve son oyalama taktikleriyle gerçek yüzünü bir kez daha sergiledi; güvenli bölge konusunda da... Şimdi Türkün askeri, AKbaşkan'ın dediği gibi "kendi başının çaresine bakacak" ise... Sınır ötesi harekat, güvenli bölge tartışmaları uğruna yine ölecek birileri; şehidlik mertebesine erdi diye teselli edilecek anaları, babaları... Ve onlar; okumadıkları için (ve elbette bedelliyi de ödeyemedikleri için) pisi, pisine ölecekler Amerika için, Amerikan oyunları için ne yazık ki!...Görünen odur ki Sonbahar; yağmurlarından önce, anaların gözyaşlarını getirecek gibi... Gelinen bu koşullarda; pek de iç açıcı görünmüyor sınırlarımızdaki manzara... Tanrı Türkü koruya!...