Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Altımızdan Çekilen Toprak

  • 24 Kasım 2018 Cumartesi


GÖÇ.
Yaşanılan ortam ve koşulların, alışılmış yaşamları sürdürmeyi engellemesi hallerinde ortaya çıkan zorunlu ve istemsiz bir eylemdir göç.
Genç, eğitimli, kentli ve maddi olanakları iyi olan kişiler doğup büyüdükleri bir ülkeyi terk ediyor ise; ülkede yaşam güvenliği ile ilgili büyük sorunlar var demektir! Yurt dışındaki akademisyenlerin geri çağrılması göçün kanıtıdır. Zaten göç olgusu insanların güvenli ortamları tercih ettiklerini gösteriyor.
“CHP’li Açıkel’in “beyin göçü” başlıklı raporuna göre, Türkiye’yi terk edenlerin sayısı bir yılda yüzde 63 oranında arttı. Açıkel, “AKP’nin Gezi kuşağı başta olmak üzere toplumun önemli bir kesimini düşman olarak görmesi göç edenlerin sayısını artırıyor” diyor.”
“16 yıllık AKP iktidarı döneminde artan baskılar ve ekonomik bunalım nedeniyle nitelikli iş gücünün yaşam alanı olarak yurt dışını tercih etmeye başladığı vurgulanan raporda, “2016 yılında yurtdışına göç eden vatandaşların sayısı 69 bin 326 iken 2017 yılında yüzde 63’lük artışla 113 bin 326 olmuştur” denildi.”
Aydınından, öğrencisinden, işçisinden, çiftçisinden ve sanatçısından korkanların vatanı değil, sadece kendilerini kurtarma çabaları boşunadır!
ÖZGÜRLÜK.
Özgürlüğün engeli yetmezlikler ve bunun bilincinde olmamaktır. Bilinçli algı çözüm dürtüsünü tetiklediği için düşünme özgürlüğü yoluna devam eder. Eylem ve davranışlardan yana özgürlükler kısıtlanabilir ama, düşünme özgürlüğünü kısıtlayacak bir önlem mevcut değildir.
Güçlüler, maddi ve manevi varlıklarla beslenen olanaklarını kullanarak varlıklarını sürdürmenin yanı sıra güçlerine güç katarak, toplumsal yarışta kulvar farkı avantajını kullanırlar.
Emekçiler toplumun güçsüz ve savunmasız kesiminde yer alırlar. Onlar için varlık sürdürme en önemli bir yaşam sorunudur. Varlık sürdürme sorunlarının birinci sırasında yer alır. Emekçilerin sermaye karşısında güçlü durabilmesi, güçsüz emekçilerin birleşmesinden geçer. Yani emekçiler için örgütlü olmak öncelikle bir yaşam sorunu ve aynı zamanda bir özgürlüğün kullanılmasıdır. Egemenler bu gerçeğin ayırdında oldukları için, öncelikle örgütlenmeleri engelleyecek önlemlerini devreye sokarlar. Bu engellemeler örgütlenmeleri durduramaz ise, bu sefer kendilerine bağlı(güdümlü sarı sendikalar) sendikaları örgütlerler. Aynı yöntemlerle sivil toplum örgütlerini ya denetimlerine alırlar ya da doğrudan kurdurmayı tercih ederler.
Özgürlük; insanca ve onurlu bir yaşamın sürdürülmesi doğrultusunda engellerin ve sınırların aşılmasıdır.
Özgürlük bağımsızlaşabilmektir, bağımsızlık ise, kendine yetebilmektir. Birey kendine yetebildiği oranda yalnızlaşır. Bu nedenle en yetkin olan en özgür olandır, en özgür olan ise, en yalnız kalandır!
Yaşayan insan ideolojik bir varlıktır; bunun farkında olur veya olmaz!
Dikenli telin sarılışıdır bedene umutsuzluk!
Baykuş tüneklerinde mayalanan acılarla.
Söndürülmüş sevdaların mezarlığında;
Sökülmüş yüreklerin teninde yarınsızlık!