İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Almanya Konuşuyor

  • 28 Ağustos 2018 Salı


Bu başlıkla DIE ZEIT gazetesi 2017 genel seçimlerden önce seri bir proje başlatmıştı. Şu anda ülkede Özil olayı ile yazı yazmayan, konuşmayan kalmadı.
Alman basın ve medyası altmış yıldır Türkler, Türk kökenli Almanlar ve Türkiye hakkında konuştu, yazdı. Özil ingilizce yazarak sınırları aştığını, Dünya vatandaşı olduğunu gösterdi. İkinci üçüncü neslin susarak biriktirdikleri negatif deneyimlerin musluğunu aştı, ilk defa kendileri Almanca söyleyip, yazıyorlar.
Hem de birinci nesle yapılan haksızlıkları ve uygulanmayan göç politikasını dile getiriyorlar. Doğu Avrupa’dan gelen hıristiyan göçmenlere uygulanan dil kursları konuk işçi Türklere yapılmadığını, hatırlatıyorlar. Onlara gelir gelmez Alman vatandaşlığı kolayca verilirken, Türk işçilerin çocuklarına bile akla mantığa sığmayan bürokraside zorluklar çıkarıldı, hâlâ da çıkarılıyor. Tartışmalar yoğunlaşınca Federal Almanya Cummhurbaşkanı Frank Walter Steinmeıer, DIE ZEIT gazetesinin başlattığı Almanya Konuşuyor projesini tekrar canlandırdı.
Ali Can gibi ikinci, üçüncü nesil mutlaka bu projeye katılmalı. Ali internette sayfa açarak Türkler ve Türk asıllı Almanların yaşadıkları ayrımcılık ve ırkçılık deneyimlerini derliyor. Şu ana kadar onbin kişi sosyal medyada karşılık verdi.
Dışişleri bakanı Almanya’nın tarihini hatırlattığı için olacak, ülkenin Dünya’da kötü imajından endişe ettiğini söyledi.
Her türlü olumsuz deneyimlere rağmen Almanya’da düşünce ve yazma hürriyeti vardır. Çözüm önerilerine, çarelerine baş vurulur. İcabında gerekirse yeni kural ve AfD gibi sağda, ırkçı bir parti olunca zor olduğu halde. Yumruklar sıkılmadıkça diyalog, konuşma, hür olarak yazma, tartışma en iyi yolu gösterir. Demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Anayasanın üçüncü maddesi şöyle diyor:”Soyu, ırkı, cinsiyet, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz.”
Yaşanılan ülkenin dilinde konuşulmazsa, duyması, önlem alması gerekenler duyamaz. Türk toplumu Almanca söylemeye başladığından beri sözü dinleniyor.
Konuk işçiler her şeye evet diyordu, günlerini askerlik hizmeti gibi sayıyorlardı, nasıl olsa bir gün geri döneceğim, inancı vardı. Ama çocuk ve torunlar yaşadığı ülkelerde doğdu ve okula gitti.

-2-

Türkiye, Almanya ve Dünya’da gelişme, ekonomik, sosyal, siyasal nedenlerle Avrupa’da yaşayan Türk işçilerin aileleri kalıcı oldu. Yüksek tahsil yapanların sayısı arttı.
Yaşadığı ülke vatandaşlarından daha çok emek vererek, daha zor şartlarda meslek edinip, başardılar. Fakat toplumda adları Türk olduğu için yükselme veya iş, ev kiralama şansı bulamayanlar çoğunlukta.
Almanların çoğu konuk işçiler gibi hakkını aramayan, her emre itaat eden, onların beğenmediği kötü işlerde çalışan Türk nesilleri istedi. Ama çocuk ve torunlar eski yerlilerle eşit hak ve paylaşım istiyor.
İşte sorun burada başlıyor, olacak gibi değil, Türk kökenli Almanlar da konuşuyor. Üstelik bunlar bir de müslüman.
Almanya’nın konuştuğu birinci madde sığınmacılar. Altmış yıldır ülkede yaşayanlara göçmen denmedi. Şimdi hepsine birden müslüman çatısı altında kışkırtıcı, halka korku yaratacak haber ve yayınlar yapılıyor.
İkinci madde Trump karşıtlığı, Putin düşmanlığı, Erdoğan nefreti kalıplar halinde veriliyor. Bu maskeye uymayanın vay haline, Özil olayında olduğu gibi.
Üçüncü madde klima değişikliği, hava ve çevre kirliliği, atmosferin ısınması ve çöp sorunu.
Hiç gündemden düşmeyen sorunlar, yaşlanan kıtada yaşlıların bakımı, ırkçılığın yükseldiği kıtada demokrasiyi koruma.
Cumhurbaşkanının tekrar gündeme getirdiği Almanya Konuşuyor
Projesi 23 Eylül 2018’de başlıyor. Ali Can gibi gençlerin mutlaka katılmasını, sessizlerin sesi olmalarını canı gönülden diliyor, öneriyorum.
Bu konuda karşıt iki fikir ele alınıp tartışıp, başka fikri olanı argümanlarla ikna etmeye çalışacak. Okulda biz münazara
derdik, şimdi panel deniyor.
Elbette konuşarak içini dökmekle yetinmemeli, konuşulduktan sonra da takipçisi olunmalı, yanlış giden şeyler düzlüğe çıkartılmalıdır.
Bu satırları okuyanlar, lütfen çevrenize bakıp, bu duyuruyu iletiniz. Elektronik çağda şu anda Almanya dışında, Türkiye’de olanlar da müracaat edebilir.

Hepimiz aynı gökyüzü altında yaşıyoruz, fakat hepimizin ufku, yani düşüncesi aynı değildir. Dr.Konrad Adenauer

Hoşça kalın !

Almanya Konuşuyor projesi adresi basında bir çok gazete ve medyada bildiriliyor. Şu adresten de bilgi alınabilir:
Sie reden mit? Wunderbar!
Auf www.chrismon.de/deutschlandspricht