Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Algı Yanılgıları

  • 10 Temmuz 2019 Çarşamba


Yaşama ilişkin istem ve beklentiler, kesinlikle bir algı sorunudur. Yaşam algısı bireyin kültür düzeyi ile ilgilidir. Kültür bir yaşama biçimidir. Aslında bunların tamamı bir ideolojidir. İdeoloji, yaşama ilişkin istem ve beklentiler toplamıdır.
Doğru ya da yanlış bir algı ile yaşamlar sürdürülmekte ve bunun için mücadele verilmektedir. Yaşam algısının temelinde tür ayrımcı bir ön kabul var ise; ilk düğme yanlış iliklenmiştir ve bu yanlış sonuna dek sürecektir. Yanlış algılara taban oluşturan söylem şu: “Eşrefi mahlukat.” Yaratılmışların en yücesi(!) Aslında yaşamdaki varlıkların üstünlüklerinden değil, görece üstünlüklerinden söz edilebilir. Bunu ekolojik koşullar etkiler. Burada en önemli şey, seçenek kullanabilmektir. Varlıkların seçenek kullanmasında analitik zeka öne geçmektedir. Fakat bu üstünlük tamamen görecedir. Seçenek azalınca çözümler ilkelleşir.
Çevre yaşamlara olanaklar sunan bir ortamdır. Yaşamlar dendiği zaman; insan, hayvan ve bitkiler kastedilmektedir. Bu üç unsur aynı ortamlara gerek duyarlar. Bu varlıklar yaşam döngüsünün olmazsa olmazlarıdır. Bu unsurlardan hiçbirinin ötekilere üstünlüğü söz konusu değildir. Bu üç yaşam öbeğinin bilinçli birlikteliği önemlidir. Bu öbekler içinde en bilinçli olanın(insan) varlık sürdürmede ötekilere mecbur ve muhtaç olduğunun bilincine erişmesidir. Bu noktada gerçek insanların değil, onlara benzeyen türlerinin(insanımsılar) yaşam algısıdır. Kendi varlığını ötekilerin üstünde görürse ve ötekileri kendi hizmetinde olanlar olarak algılarsa, ilk düğmeyi yanlış iliklemiş olur.
Tür ayrımcı yaklaşımdan önce insanlar kendi aralarında onarılmaz ayrımcılıklar üretmektedirler. İtibarsızlaştırma, görmezden gelme ve yok saymanın temelinde sonradan üretilmiş ayrımcılıklar var.
İnanç temelli bakışta insan, yaşamın merkezi olarak görülür. Bu insanlardan bazıları “üstün” olarak nitelenir ki; yaşamın kırılma noktası burasıdır! Oysa insan yaşamın olmazsa olmazı değildir ancak, yaşam sürecinde(evrimleşme) üstünlük kurabilme olanağı bulandır. Sadece bu nedenle yaşam döngüsünde yer alanların kendi hizmetinde olduğu sonucuna varamaz. Yani, hayvanlar ve bitkiler onun için yaratılmış olan varlıklar değildir.
İnsanlar kadar, bitkiler ve hayvanlarda algılama yetisine sahip olan varlıklardır. Bu bilinç, yaşam birlikteliği açısından ele alındığında, bir insanı öldürmek, bir hayvanı öldürmek yada bir ağacı kesmek arasında hiçbir fark yoktur. Sonuçları itibariyle bir canlının yaşamına son vermektir. Hayvan veya ağaç yetiştirmek, onların yaşamı üzerinde söz hakkına sahip olma hakkı tanımaz. Üç ağaç kesenin beş ağaç dikmesi suç fiilini ortadan kaldırmaz. Negatif eylemler, pozitif eylemlerle ortadan kaldırılamaz.
ODTÜ’de öğrenci yurdu yapmak için ağaçların(kavaklar) kesilmesi kelimenin tam anlamıyla bir katliamdır. İnsanlar, canlı ve cansız varlıklarla birlikte bir ortak yaşamın katılımcısı olduklarını unutmamalıdırlar. Yaşam, yaşanılası kılınacak ise, tüm varlıkların korunup kollanması kaçınılmazdır!