Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Alçaklığın zirvesi

  • 31 Ocak 2019 Perşembe


Normal koşullarda normal insanlardan; yardım, dayanışma, iyilik ve güzellikler için katkı sunarak yaşamı yaşanır kılmaları beklenir. Hal böyle iken, başkalarının yanlışlarını görmeyenlerde suça ortak olmuş olurlar. Yanlış yapanların konumu yanlışı suça dönüştürebilir. Bilerek görmezden gelmek, yani göz yumarak ses çıkarmamak; çıkarcılığın alçaklıkla buluştuğu noktadır. Benzer gerekçelerle suçlara veya yanlışlıklara kılıflar üretenlerin insanlığı tartışılır!
Türk burjuvazisi, kendileri için sağlanan dikensiz gül bahçelerinde kazanarak (devlet desteği ile), varlıklarına varlık kattılar. Bu konumda olanların yaşama aykırı gelişmelerde tavır almaları gerekirken, hiçbir şey yapmamış olmaları kabul edilebilir gibi değildir. Suskunlukları ve tepkisizlikleriyle yaşamakta olduğumuz olumsuzlukların ortağı oldular. Şimdi gemi su almaya başlayınca, gemiyi ilk terk edenler onlar oluyor. Onurlu ve tutarlı yaşamlar bu kadar ucuz değildir! Onlar bu ülkeyi terk etmek istediklerinde ellerini, kollarını sallayarak ve buradaki vatandaşların sırtından kazandıklarıyla çekip gidecekler(!) Ülkeye ilişkin sorunlar, başka bir seçeneği olmayanların sırtında kalacak!
SINAVLAR.
Bu ülkede en çok güven duyulan kurumların içinde eğitim kurumları gelirdi ve yaptıkları sınavlar yetenekli halk çocuklarına da şans tanırdı. Süleyman Demirel bir köylü çocuğu idi ama bu ülkede en üst makamlarda görev yapma olanağını buldu. Aynı süreçlerden geçip gelenler bu ülke için onurlu görevler yaptılar. Bu normal gidiş, dış destekli Fetullah Gülen örgütlenmelerine dek sürdü. O’nun yandaşları bazı önemli kurumları ele geçirince, sınavların soruları çalındı ve köleleştirilen yandaşlar kayırıldı!
Son çeyrek yüz yıllık süreçte devlet işgal edildi. Doğal olarak devlet olanakları ve makamlar yandaşlar aracılığıyla bir tarikat yandaşlarının eline geçti.
Sınav sorularını çalanlar namuslu ve dürüst olamaz! Hak etmeyen yandaşlar bu sınav sorularının çalınması nedeniyle; hak ettikleri işlere ve kazanmaları gereken okullara giremediler. İstihdam sorunu olan bir ülkede sadece kendi yandaşlarına şans tanıyan kişiler, işlenmiş olan örtük cinayetlerin sorumlularıdır.
Bir aileyi, yaşantısını sürdürecek gelirden ve iş güvencesinden yoksun bırakanlar ve yarınlarımız olan çocukların aç yatmasına neden olanlar, affedilmesi mümkün olmayan kişilerdir.
ŞANS OYUNLARI.
Sadece insanlar için değil, tüm varlıklar için ifade etmek istiyorum; umudun yağmalanması hiçbir koşulda insanca olamaz! Milyonlarca aç ve yoksul insan bir umutla son kuruşlarını şans oyunlarına, “ya tutarsa” diyerek yatırıyorlar. Umut yağmacıları, sıradan insanlar için; şansa şans tanımıyorlar!
Eskiden ikramiye kazanan vatandaşlarımızın yaşam öyküleri yayınlanırdı. Şimdi ikramiye kazananların veya kazananın kimler olduğu bilinmiyor. Kim bilir, belki de tüm akarlar, güvenilir figürler aracılığıyla aynı değirmene su taşıyorlar!
Üretimden koparılarak sadece tüketici haline getirilen ülkemizin gelirleri; trafik cezası, bedelli askerlik, imar barışı getirileri, noter tasdikinden alınanlar, paralı poşetle elde kalan son arsa ve araziler. Üretmeden tüketenler, süreç içinde kendilerini tüketmekten kurtulamaz!
Ayakta yıkılır insan kendi içine.
Sökemez çığlıklar yürek sızısını,
Kıyameti önceler hüzünlü gelecekler;
Bugünden yarınsız kalırız bizden gidenlerle!