Akbük’lü Kadınlar Emekçi Kadınlar Türküler Söyledi


Akbük Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı 10 Mart Pazar günü Türkan Saylan Kültür merkezinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için türküler söyledi. Etkinlik öncesi konuşma yapan Gülenaz Okyay 8 Mart’ın ta

 Paylaş


Akbük Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı 10 Mart Pazar günü Türkan Saylan Kültür merkezinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için türküler söyledi. Etkinlik öncesi konuşma yapan Gülenaz Okyay 8 Mart’ın tarihçesini ve günümüzde direnen kadınları anlattı.
Okyay “Bizim topraklarımızda önce kadınlar uyanır.
Sonra güneş doğar.
Çünkü güneşi kadınlar doğurur.
8 Mart 1857 yılında Newyork’da dokuma işçisi kadınların bilincimize kazınan direnişinin üzerinden 162 yıl geçti.
Onların bizlere miras bıraktığı direniş ve mücadele tarihini omuzlayarak ilerleyen, onların yanan bedenlerinden öğrenilmiş bilinçle özgürlükleri ellerinden alınan, kadınları cinsel obje ve ucuz emek gücü olarak gören, ikincilleştiren, katleden, evlere hapseden, sisteme karşı verilen mücadele bu günlere taşınıyor.
17 yıllık iktidarları boyunca gerici, faşist, cinsiyetçi politikalarıyla kadın düşmanlığına soyunduklarını hepimiz biliyoruz. Bugün ekonomik kriz koşullarında işten ilk çıkarılan kadınlar evde yoksullukla mücadele ederken, bir yandan da tencereyi kaynatma zorunluluğu ile görevlendiriliyor. O da yetmezmiş gibi en az üç çocuk doğurmak gibi makbul kadın dayatmalarıyla baş başa bırakılıyoruz.
Bugün nafaka, boşanma gibi en temel yasal haklara göz diken, her gün en az altı kadının öldürüldüğü bu iktidarı biz çok yakından tanıyoruz.
Gözaltında kaybedilen çocuklarının kemiklerini arayan annelere meydanları yasaklamalarıyla, her gün yüzlerce kadının gerek eşi gerekse akrabaları tarafından katledilmesinden verilen ceza indirimlerini onaylamasıyla, çocuklarımızın Ensar gibi vakıflarda cinsel istismara uğradıklarında sessiz kalmalarıyla tanıyoruz.
Kadınları çalışma yaşamının dışına iten her türlü uygulama ve düzenlemelere, kadınların güvencesizliğine, geleceksizliğine, ve yarı zamanlı esnek çalışmaya mahkum edilmesine, kazanılmış hakların gasp edilmesine izin vermeyeceğiz!!!
Halka tanzim satış kuyrukları gösterilirken ne sarayın menüsündeki ejder meyvesinden nede meclis lokantasında ki 550 çeşit yemekten ödün verilmektedir. Egemen sistem buyken kadınlar güneşİ doğuranlardır, üzgün olmaktansa öfkeli yeğlerim diyen Ulrike'nin direncini hayatın olduğu her yerde savaşmak istiyorum diyen Clara Zetkin'in mücadelesini, olmaktansa öfkeli olmayı
275 günden fazla süredir direnen Flormar işçilerinin,
70 gündür işi ve ekmeği için direnen SİBAŞ işçilerinin, aylardır toprağını, havasını, suyunu, zeytinini, incirini jeotermallere karşı korumak için direnen Kızılcaköy kadınlarının,
Cumartesi annelerinin bitmek bilmeyen inadını sesleriyle kadın emeğini bilinçle harmanlayarak bugünden yarına özgürlüğünü ellerinden almak isteyen egemen sisteme karşı kadın erkek birlikte sesimizi yükseltmekten asla vaz geçmeyeceğiz.
Kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete, işsizliğe, yoksulluğa, emeğimizin sömürülmesine, krizin yükünün en çok biz kadınların sırtına yıkılmasına, eğitim ve sağlığın paralı hale getirilmesine, doğanın ve ülkenin kaynaklarının sermayeye peş kes çekilmesine, çocuklarımızın geleceksiz bırakılmasına karşı birleşelim!
Biz kadınlar birleşirsek, bizlere yaşatılan sorunların çözümü için büyük bir adım atmış oluruz.
İşyerlerinde, fabrikalarda, atölyelerde, mahallede ve yaşamın her alanında hep birlikte mücadeleye! Mücadele kadınları birleştirir!
Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son!” şeklinde konuştu. Konuşmadan sonra kadın korosu direnen ve mücadele eden bütün kadınlar için türkülerini seslendirdi.