Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Akbük denizine atılan atıklar

  • 20 Ağustos 2018 Pazartesi


Bu güzelim beldenin güzelliğini koruması için otokontrol şart. Gözlemlediğim kadarıyla kontrol mekanizması hiç işlemiyor. İşlese de adamına göre işliyor. Önümüzdeki seçimde kim nasıl oy alacak şimdiden belli değil. Oy alabilmenin tek gerekçesi tatil beldesi olan güzelim Akbük, yaşayanları ile, doğası ile, denizi ile, çevredeki otellerin temizliği ve kontrolü ile yaşayanların insan yerine konulmasından geçiyor.

Ben denize akşam saatlerinde giriyorum. Sorunlarım nedeniyle sabahları girme şansına sahip değilim. Akşam üzerinde güneşin yatay haliyle beraber başlayan yaz serüvenim, akşam güneşin batımına dek sürüyor. Deniz nasıl diye sorarsanız evet yaza yaza sonunda bir parça olsun düzeltmeyi sanırım başardık. Ya gelelim sabah saatlerine. Pislik diz boyu. Otel ve turistik tesislerden denize atılan atıkların ortaya koyduğu köpükler diz boyu. Ortaya atılan pet şişe ve diğer atıklar diz boyu. Bu neyi gösteriyor biliyor musunuz? En önemlisi kontrol mekanizmasının ortadan kalkmasına benziyor.
Ben yıllarca bu beldede yaşayan biriyim. Hem de öyle böyle değil. İlk bahar ile sonbahar arasında buradayım. Bir kere olsun zabıtanın burada tur atarak en azından görüntü olarak sahilde kirliliği önleyebilirdi. Özellikle hafta sonları, temiz ve güzel bir koy olması nedeniyle plajları dışarıdan gelenlerle dolup taşıyor. Cumartesi ve Pazar günleri hiç olmazsa plajlarda zabıtanın gezmesi gerekir ki, insanlar çöplerine sahip çıksın ve doğamız kirlenmesin.
Bu beldede yaşayan ve yaz döneminde buradaki plajlardan faydalanan insanların yüzleri artık asık. Eşim hasta olmasına rağmen elinde poşet ile çöp topluyor. Bu bir duyarlılık örneğidir ama herkesin çöpünü toplamak zorunda değiliz. Eğitimsizliğin verdiği mi desem, vurdumduymazlık mı desem bilmiyorum. Hadi bu kişisel bir sıkıntının gereğidir. Ya otellerin ve açıktan geçen yat ve gemilerin bıraktıklarına ne demeli? Otellerin gündüz görürlerse ceza yazar düşüncesiyle, akşamları denize bıraktıkları artık aşikar hale geldi. Bunun için ne yapılacak, önlem nasıl alınacak ben bilemem, ama bunun bir çözümü olmalıdır. Biri milyonlarca parayı toplayacak, diğeri evinden çıkınca pis ve atık dolu denize girecek. Yok böyle bir saçmalık. Buraya insanlar yatırım yapıyorsa sebebi sağlıklı yaşamaktır. Sağlıklı yaşamamızı sizler keyfen ortadan kaldıramazsınız. Şimdi bu kontrol nasıl olacak diye konuşmalar başlamıştır bile. Basit aslında. Biraz kafa yorarak bu işin çözümü bulunabilir. BU çözümü de sizler sağlamalısınız. İnsana saygı sadece yeni yerler açmakla olmuyor. Didim’in merkezindeki her alan güzelleştirilirken, Akbük’e bakmayıp bu hale getirilirse, bence seçim zamanı kimse buraya yaklaşmasın. Bakın açıkçası böyle olursa başta ben çok kırılırım. Bu konuda beni ve tüm yaşayanları ikna etmeniz gerekiyor.
Saygı sadece çevresel de olmuyor. Ben, şahsım adına bu sene kırgın olduğumu iletiyorum. Neden mi? Anlatayım. Bu güzel ilçenin her sene yapılan bir yazarlar festivali var. Benim burada yaşadığımı bilen yöneticiler zahmet edip buraya davet etme gibi bir jeste bile uzak kaldılar. Beni bir çok şehir söyleşi için davet ederken, ne hikmetse burası adam yerine koymuyor. Yapılan etkinliğin organizasyonu demek ki, sizlerden daha üstün ve söz geçirilemez bir yerde ki, bu olmuyor. Dostların hep sordular. Bu yıl ne zaman gününüz diye. Cevap veremedim. Benim yerime lütfen siz cevaplayınız. Eğer bir kişi bu işin içinde bulunanları ikiye ayırıp, biri medyatik, diğeri yerel derse çok büyük bir ayıptır. Yerel diye bir şey olamaz. Kültür bakanlığı yerel veya medyatik diye kitap yazanları ayırmıyor. Medyatikliğimi okuyucum belirler. Nice bayramlara diyor, saygılar sunuyorum.