Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Akbük CHP Seçim Bürosu Açılış Töreninin, Hülasa-yı Mefkuresi…

  • 26 Ocak 2019 Cumartesi


CHP Akbük’de Seçim Bürosu’nu törenle açtı.
Törene CHP kontenjanından belediye meclisi üyesi olmak için başvuran kimileri katıldı; kimileri katılmadı.
Neden böyle oldu?
Yanıtımızı eski, ama hala canlı özlü sözlerle verelim:
“Kerameti kendinden menkul bazı zevat-ı muhteremlerin hikmetinden sual olunmaz…”
Yani… Ne anlama geliyor bu söz?
Geçiniz!
Biz işimize bakalım.
Törende konuşan Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay, önemli bir söz söyledi:
“Eksikliklerimizi tamamlayacağız. Ranta eskiden olduğu gibi asla taviz vermeyeceğiz. Kursağımızdan bir kuruş geçmeden çalıştık… Yine çalışacağız. Kalfalık devrini geçtik, şimdi ustalık devridir. Sağ olun/var olun…”
Aydın’ın topuklu efesi kendisine uzatılan mikrofonu aldı ve kürsüde konuşmayı reddetti… İki üç adım öne çıktı ve Akbük halkı ile göğüs göğüse gelerek kısa ve özlü bir konuşma yaptı.
Konuşmasının satırbaşlarını özetliyoruz:
§ “Akbük’ün 50 yıllık kimsenin el atmadığı en büyük sorununu çözdük. Alt yapı sorununa omuz verdik. Projenin % 60’ını tamamladık. Geriye kalan % 40’ı da en kısa zamanda bitireceğiz…”
§ Ama… Başka bir konuda iki çift lafı da esirgemeyeceğim: Bu parti sana neler verdi… Daha ne istiyordun? Kaç dönem ilçe başkanlığı yaptın. Kaç dönem Belediye Başkanlığı… Bu partinin ideolojisini temsil ettin… Ve şimdi… En azından ayıptır yapılan. Dönekliktir… vs.
§ Akbük’ün aydın insanları… Sizlere birlikte çalışmayı öneriyorum. Ev ev dolaşalım. Kapısı çalınmadık ev bırakmayalım. Sadece 45 günümüz var. Bu seçimi de kazanacağız… Yüzde yüzdür başarı oranımız.
§ Seçim büromuz hayırlı olsun.”

Evet… Bu yazı sanki “haber” metni gibi…
Gerçekten de öyle.
Çünkü, bu düşünceleri “kopyala-yapıştır” yöntemi ile metnimize aktardık. Ve altına imzamızı attık.
Olayın haberini gazetelerden okuyabilirsiniz.
Biz olayın içinden kendi cımbızımızla düşüncelerin içeriğini çekip aldık.
Hala… Bu aşamada bile, kendi kişisel çemberini aşamamış kadim arkadaşlarımıza ve içinde yaşanılan şartlarda dahi, “tehlikenin farkında olmayan” aydın şahsiyetlerimize selam eder, büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öperiz.