Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Aday-Adaylığı Sonrasındaki Terazi…

  • 12 Ocak 2019 Cumartesi


Ahlaki değerler; yazıldığı çizildiği, geyik muhabbetlerine malzeme yapıldığında değil… Hayatın pratiğine renk verdiği zaman öne çıkarlar.
Yaşamı yönettikleri zaman, insanın tüm davranış ve söylemlerine egemen olduğu zaman değerlidirler.
Birlik, beraberlik, özveri, bağlılık, vefa, parti disiplini… vs
Bütün bunlar ve daha nice-nice güzel sözler/değerler/hasletler… İnsanın sözünde değil, özünde ortaya çıktığında o insan gerçekten özü/sözü bir gerçek “kişi”dir…
Bir koltuğa adaysınız, hakkınızdır.
Buyurun çalışın-didinin, koşun-koşturun; demokratik hakkınızdır, başarılar dileriz…
Ama diyelim ki o koltuk umutlarınızdan sıyrılıp aktı-gitti ve bir başkasının oldu…
İşte er meydanı şimdi [o süreçte] önünüzdedir.
İçinize dönük söyleyeceğiniz bir tek söz vardır:
- “Tevekkel tu taal Allah!..”
Peki ya dışarıya?..
Dışarınızda izleyeceğiniz yol, benimseyeceğiniz tavır sizin kim olduğunuzu ortaya koyacaktır.
Kişiliğinizin kaç okka çektiğini ölçecektir…
Evet…
Bu yol ayrımında önünüzde duran terazi oldukça hassastır.
Eksiksiz ve fazlasız ölçer dürüstlüğünüzü, ahlakınızın temel taşlarını…
Ya hırslarınızın ve çıkar beklentilerinizin esirisinizdir.
Ya da erdemli bir insan olma yolunda ilerleyen gerçek bir “kişi”siniz.

CHP Didim’de Belediye başkanı adayını belirlerken çalkantılı bir süreçten geçti.
20 küsur aday adayı, aday olmak için ellerini kaldırdı.
Bunların arasındaki mücadele birbirini yemenin ötesine geçti, partinin dibini oyma noktasına kadar geldi, tavan yaptı…
Falan ve filan oldu… Bunları geçiyoruz.
Ve sonunda CHP Didim ilçesinin belediye başkan adayı genel merkez tarafından belirlendi.
İşte bu noktada da bizim şu bilinen zurna, tiz bir ses çıkarttı: “Zırt!” dedi…
Böylelikle insan kişiliklerini [dijital bir doğrulukla] ölçen terazi gündeme geldi.
Ve insanlarımızın kaç okka çektikleri bu terazi yardımı ile ayan/beyan ortaya çıktı; çıkmaktan da öte: Döküldü!
Bu kavşakta genel merkez tarafından tercih edilmemiş olan aday-adayları üç farklı ve birbirine zıt duruş sergilediler:
1.- Ben partime bağlıyım. Siyasi mücadele kişisel çıkar için değil; toplum içindir, diyebilen bir kısım…
2.- Bana haksızlık edildi. İsyan ediyorum. Tavrımı bu haksızlığa karşı mücadele ederek belirleyeceğim. İstifa bile edebilirim, diyen bölüm.
3.- Ve öteki saflara geçmeye hazırlık yapan ve bavulunu toplama uğraşında olan kesim…
Tabii… Bir de içtenlik meselesi var; ama elimizde onu ölçecek bir alet yok.
Sadece, hep birlikte yaşayacağımız “zaman”a sahibiz, o kadar...
Eğrileri/doğruları bu süreçte göreceğiz.
Bizim bu noktada söyleyebileceğimiz şey sadece bir temennidir:
“Her [kadim] aday adayına, izleyeceği yol ve böylece belirleyeceği kendi kişiliği armağan olsun…”

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr