Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


ACISI OLANLARA MI ACI REÇETE?

  • 17 Kasım 2020 Salı


Reçete, soruna çözüm üreten not anlamına gelir. Çözüm ihtiyacı olan kesim veya kişilere ya da devletlere önerilen çıkış yoludur. Acı reçeteleri ile ünlü olan kuruluş IMF’dir ki, bizler bu reçeteyi defalarca ödedik. Biz derken, emekçileri ve esnafı kastediyorum. Burada önemli olan, reçeteyi kimin ödeyeceğidir. Bugüne dek bu reçeteleri hep emekçiler ve dar gelirliler ödedi. Bu kararı alanların konumu, gerçekte acısı olup da, üstesine bedel ödemek zorunda kalanlarla ilgilidir. Herkesin “vur abalıya” dediği bir ortamdayız. Abalılar toplumun genel çoğunluğunu oluşturmaktadır. Aslında faturayı ödemesi gerekenler, ülkeyi bu hale getirenlerdir.


İçinde bulunduğumuz koşullar, muhalefete, altın tepside iktidar olmanın yolunu açıyor. Ne yazık ki, muhalefet, bu koşullarda bile iktidar olmamak için elinden geleni ardına bırakmıyor. Bu koşullarda bile bir kısım muhalefet partileri, öteki muhalefet partileri ile uğraşmayı sürdürüyor.


Bütünün içindeki farklılıklar yapıyı ayakta tutar. Farklılıkların varlığını sürdürmesi duyarlıklara ve hoşgörüye bağlıdır. Unutulmamalıdır ki; küçük farklılıklar büyük varlıkların temel taşıdır. Empati, sorunları azaltırken; çözümleri kolaylaştırır. Genel kurtuluş, birlikteliklerden geçiyor ise; görevimiz bir an önce o birlikteliği, akılcı yaklaşımlarla ve yasal sınırlar içinde sağlamaktır. Eğer, bu zorunlu olan akılcı birliktelik sağlanamaz ise; acı içinde kıvrananların, bu acı reçeteyi de ödemeleri kaçınılmaz olur. Bu acı reçete ile ilgili olarak, Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’nun önerisine bakalım:


“Gelelim Erdoğan’ın “acı reçete” mesajına; eğer bundan kasıt kamu-özel işbirliği projeleri bedellerinin TL’ye çevrilmesi, Suriye-Irak-Libya-Azerbaycan derken bütçeye aşırı yük getiren askeri maceralardan geri adım atılması, Kanal İstanbul’dan vazgeçildiğinin açıklanması, bürokratların lüks makam otolarının elden çıkarılması vb. ise haliyle itiraz etmeyiz. Benzer biçimde gelir ve kurumlar vergisi oranlarının yükseltilmesi, böyle zor bir dönemde büyük servet sahiplerinden vergi alınması uygulamalarının da arkasında dururuz. Ancak acı reçeteden anlaşılan elektrik, doğalgaz fiyatlarına zam yapılması, halkın sırtına yüklenen dolaylı vergilerin artırılması, bütçeden yapılan sınırlı sosyal harcamaların budanması, kamu çalışanı ve emeklilerin maaşlarının dondurulması ise bunun emekçi kesimlere bedeli çok ağır olur.”(Hayri Kozanoğlu, BİRGÜN, 17.11.20)


Vergilerin %65’ini çalışanlar ödüyor. En çok vergi ödeyenler gelirlerden %36,8 pay alıyor. 5000 lira aylık geliri olan %25 vergi ödüyor iken; kurumlar net gelirlerinin %20’sini vergi olarak veriyor. Bu vergiyi ’e düşürme yetkisi Cumhurbaşkanına verilmiştir(!)


Meral Akşener grup konuşmasında şöyle demiştir: “Vatandaş akşama ne yiyeceğim diye düşünmez, ne yesem diye düşünür.” Cümlenin birinci kısmı yokluğu ve seçeneksizliğe vurgu yaparken, ikinci bölüm ise; varlığı, seçenekleri, bolluğu ve özgürlüğü vurguluyor!


Sorumuzu yineleyelim; acı reçeteyi kim(ler) ödemeli?