Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Acılarımız

  • 20 Kasım 2018 Salı


Acılar, yaşantımızı olumsuz olarak etkileyen olay ve olgulardır. Geleceğe ilişkin olumsuz gelişmelerde acılarımıza kaynaklık eder. Acılardan ve istenmeyen olumsuzluklardan kurtulmanın en kısa yolu karşı çıkma ve olanakların elverdiği önlemleri alabilmektir. Bunun için, olay ve olası gelişmeler karşısında güçsüz olduğunun bilincinde olan birey, güçsüzlerden güçlü birliktelikler yaratabilmektir.
Bu yazımda korku ve cesaret üzerine yazmayı planlamıştım. Aynı konuda Birgün Gazetesi yazarı Selçuk Candansayar’ın yazısını gördüm ve okurlarımla paylaşıyorum:
CESARET
“Cesaret, olmakta olanı kabul etmemektir ve korkunun karnından doğar. (…). Üzerimize çöken karanlık, kötülüğün zalim gücü, soluğumuzu kesen baskı arttıkça, umutsuzluk yaygınlaştıkça cesaret bir direnme hakkı olarak filizlenir.

Sanat, tam da bu yüzden yaratır. Cesaret, sonlu olduğunu bilen insanın kendisini sonsuzlaştırma arzusu. Bu yüzden sol mememizin altındaki cevahire yerleştiği düşünülmüştür. Bundandır, yürekliymiş denmesi kimilerine.

Sanat, yaratıcı olduğundan cesaretin en yalın hali, insan olmak da ancak sanatla mümkündür.(S.C)
İstenmeyenlere, yadırgananlara, beklenmeyenlere ve bilinmezliklere karşı çıkma gücüdür cesaret. İstenir olanı gerçekleştirmek ve olmayanı yaratmak çabasıdır cesaret. Bilinç ve özgüvenle yaşamı yaşanılası kılmak için üretmek ve yaratmaktır cesaret. En önemlisi yarınları bugünlere taşımak için, yetmezlikleri, yoksunlukları, olmayacak gibi gözükenleri olura dönüştürmektir cesaret. Cesaret özgürce seçenek kullanarak yaşamın önündeki engelleri ve olumsuzlukları ortadan kaldırabilmektir.
Konumuz “cahil” cehaleti ile ilgili değildir. Bilgi, bilinç ve öngörü ile birleşen aydın cesareti, insanlığın umudu olmaya devam edecektir.
KORKU.
Korku doğrudan yaşantı ve alışılmış yaşantının geleceği ile ilişkilidir. Alışılmış yaşamı sürdürmek için yararlanılan araç ve olanaklardan yoksun bırakılma korkusu.
Korkunun bir başka nedeni de olabilirliklerin istenilmez liginden kaynaklanır. İstenilmez olabilirliklere ilişkin korkunun temelinde geleceği görebilme öngörüsü yatar. Bu öngörü aydın öngörüsüdür:
“Bütün korkular bilinmezliğin toprağından yetişir.”(S.C)
“Ama korkunun insanlaşmaya giden en temel duygulardan biri olduğunu unutuyorlar. Çünkü insanlaşma, korkan ve kötülük karşısından umutsuzluğa düşen canlının hayatta kalmak için bir dala tutunma çabasını doğurur. O da, cesarettir. Bizi insanlaştırır.”(S.C)
İnsana ilişkin duygular, olumlu ve onurlu bir yaşam ortamında kendisini geliştirerek güvenceye alabilir. Çağının insanı olmak, her koşulda duyarlı olabilmektir. İstenmeyen olay ve gelişmeler karşısında ATATÜRK gibi tavır alıp, çözümler üretebilmektir!
Ayakta yıkılır insan kendi içine.
Sökemez çığlıklar yürek sızısını,
Kıyameti önceler hüzünlü gelecekler;
Bugünden yarınsız kalırım ben sensizce!