Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Acılar uyanıyor

  • 05 Kasım 2018 Pazartesi


Var olmak tüm varlıkların ortak paydasıdır, bu nedenle türlerin birlikteliği kaçınılmazdır. Yaşamların yaşanabilir olması, türlerin uyumlu birliktelikleriyle olanaklıdır. Kendisinden farklı olan ve var olan tüm öteki varlıklara saygı duymayanlar, insan olmayı hak etmez!
DUYMAK.
Duymak, dıştan gelen uyarıcı iletileri bilinçli olarak algılamaktır. Pozitif ileti istendik ve beklenir olandır. Beklenmemesine karşın pozitif iletiler istendik ve beklenir olandır. Beklenmemesine karşın pozitif iletiler duymak olasıdır. Bu tür iletiler onu algılayanları mutlu eder. Negatif ileti, duyabilme olasılığı nedeniyle beklenir olandır fakat, olması istenmeyendir. Bu tür duyumlar bireylerin çözülmesine, yıpranmasına ve direncinin çökmesine neden olabilir.
DENETİM.
Hak sahiplerinin gönüllü veya zorunlu olarak verdikleri ayni, nakdi veya yetkinin gerektiği gibi yerine getirilip getirilmediğinin demokratik kurum veya araçlarla saptanmasıdır. Yetkilendirilen ve bu çerçevede kendisine bırakılan değerleri toplumsal ve kurumsal olarak amacına uygun olarak kullanılması gerekir. Bu süreçte yasalar, kurallar ve teamüller dikkate alınmalı ve olabildiğince takdir hakkı kullanmaktan kaçınılmalıdır. Her takdir son belirlemede onu kullananların istemlerini yansıtabilir. Yetki ile sorumluluk paralel gider. Yapılması gereken tanımlı işler söz konusu olduğunda denetim kaçınılmazdır. İlk denetim olayı vicdanlarda başlar!
SEÇİLMİŞLER.
Seçilenler genellikle kendilerine güvenilen kişilerdir. Güvenin temelinde yasalara ve teamüllere uygunluk, demokratik yaklaşım ve tarafsızlık beklentileri örtük koşuldur. Bu koşulu özel çıkarlar ve(paylaşım temelli)suç ortaklığı bozabilir. Seçilmişler, belirlenmiş ve tanımlanmış beklentileri gerçekleştirmekle yükümlü olan kişilerdir. Bu kişiler hizmetlerinin (şeref ve onur dışında) karşılığını maaş olarak alırlar. Bu maaşlar onların analarının sütü gibi helal olan kazançlardır. Toplumca yetkilendirilen kişiler, halkın hizmetinde olan kişilerdir. Bu örtük sözleşme kapsamında; “ben yaptım”,
“ben istedim”, “ben bilirim” yaklaşımları objektifliğe ve hukuka aykırıdır. Bu açıdan bir ülkenin tüm vatandaşları yasalar önünde eşittir. Hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Özellikle yönetenler bu kurallara sıradanlardan daha çok uymak ve sahip çıkmak zorundadırlar.
KENT YÖNETİMİ.
Bu kentin yer altı ve yer üstü kaynaklarına bakıldığında, denizin bacasız fabrika olduğu görülür. Bir sahil kasabasında deniz, geçmişten bize sunulan ve geleceğe bırakılması gerekendir. Yani bizler emanetçileriz. Bize bırakılan emanete ihanet etmeden ve hatta mümkün ise, emaneti artılarla donatarak geleceğe, yarınlara yani mirasçımız olan çocuklarımıza bırakmalıyız.
Yeşile savrulur rüzgârda yaprak,
Güneş öper gülüşünden gülü…
Bir özlem kanatır düş şafağını,
Irmak akar sevdanın yüreğinden!