Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Acayip şeyler (!)

  • 12 Ekim 2018 Cuma


Sıradan bir kişinin yolsuzluk yapması pek olası gözükmemektedir. Çünkü yolsuzluk ancak olanaklar olunca yapılabilecek bir şeydir. Yolsuzluk ülke ekonomisi açısından bir kayıp ve kaçaktır ki; başkalarının hakkına el koyma işlemi ulusal gelirin düşmesine neden olur.
“Yolsuzluk, kamusal gücü elinde tutan kişilerin kişisel çıkarlarını ön planda tutarak kamusal sorumluluk ve yetkilerini kötüye kullanmaları olarak tanımlanabilir. Kamu kaynaklarının kişisel servet artırımı yönünde kullanılması, sadece yolsuzluk yapanı değil, bütün ülke ekonomisinin parametrelerini değiştirebilecek özelliktedir. ”(Doç. Dr. Ayşe Atalay-Emekli öğretim üyesi)
Yolsuzluk ve usulsüzlükler sadece ekonomik alanda olmaz. Örneğin: Adaletsizlik siyasi olumsuzluklara ve siyasetin bozulması ekonomik açmazlara neden olur. Yargı kendisine güveni yitirdiğinde sorun yaşanır; yargı bir cezalandırma aracı olarak kullanıldığında çözümsüz sorunlar yaşanır:
“-Şüpheli Ömer Kavili'nin eyleminin amacının kutsal savunma hakkı olmadığı, aksine ters psikoloji ile müvekkilini ve kendisini mağdur göstererek dosyada haklı çıkmaya çalıştığı şüphelinin eylemininin müdafisi olduğu davayı sulandırmaya çalıştığı, şüphelinin tüm bu eylemleri birlikte değerlendirildiğinde amacının halkın gözünde yargının ve mahkemelerin itibarsızlaştırılmak olduğu, adalete olan güveni sarsmayı amaçladığı, şüphelinin eylemlerinin haber niteliği taşıyarak toplumda infiale sebep olduğu, delillerin henüz toplanmamış olması, şüphelinin kaçma veya delilleri karartma ihmalinin bulunması göz önüne alınarak atılı suçtan tutuklanmasına...”(Ömer Kavili suçlamasından)
Avukat Kavili kısa süre sonra tahliye edildi.“Tutuklama kararı savunmanın ve toplumsal vicdanın yarasıdır. Kimse savunmadan ve avukatlardan korkmasın. Korkutmaya kalkmasın!
Hukuka, kanunlara ve vicdanlara sığmayan tutuklama gerekçesi ile aslında tutuklanan avukat değil; adalettir, adil yargılanma hakkının ta kendisidir.”(SÖZCÜ)
Akıl almaz, açıklanamaz ve kesinlikle kabul edilemez olay ve olgulara tanık oluyoruz. Vatana ihanet eden bazı çevreler(emeğe, doğaya öteki varlıklara ve temel haklara karşı) yurtsever insanları vatana ihanetle suçlamaları anlaşılabilir gibi değil! Sadece suçlamalarla kalınsa neyse, bu suçlamalar yargılanmalara gerekçe olabiliyor. Bunun için kim oldukları bilinmeyen gizli tanıklar sahne alıyor. Ergenekon, darbecilik ve casusluk suçlamalarında olduğu gibi;
“İnsanların gerçeğe, sermaye ve devlet medyasının da yalana, tahrifata, çarpıtmaya, yok saymaya, gizlemeye ihtiyacı var… Böyle bir durum ortaya çıkmışken, bu alanı yalan cephesine bırakmamak, “Büyük İnsanlığın”, ezilen-sömürülen geniş kitlelerin ihtiyacı olan bir medya yaratmak için harekete geçmek gerekiyor ve bu mümkün… Ezenlerin/sömürenlerin medyasına karşı, ezilen ve sömürülenlerin, yoksulların medyası neden mümkün olmasın? Unutmamak gerekir ki, insanlığın kurtuluşu öncelikle ideolojik kölelikten kurtulmakla mümkün ve medya alanına müdahale bu bakımdan kritik önem taşıyor.”(FİKRET BAŞKAYA)
Muhalif olduğu için suçlanan insanlara her zaman her şey olabilir İspatlanması gerekmeyen ( suçlayanlar tarafından) suçlamalarda, suçlananların kendilerini aklamaları ya çok zor ya da olanaksızdır. Bu gibi durumlarda suçsuzluk tek başına yetmiyor(!)