Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


30 ağustos’ta yenilen düşman kimdi?

  • 30 Ağustos 2018 Perşembe


Hayır!.. Zafer, Yunanistan’a karşı değil… Emperyalizme karşı kazanılmıştır..
Yunanistan, emperyalist güçlerin Anadolu’da yeniden yapılanan milli orduya karşı öne sürdüğü alelade ve biçare bir piyondan başka bir şey değildir…
Ama, ısrarla ve inatla vurgulanarak altı çizilmeye çalışılan şey, bu gerçeği genç kuşakların körpe zihinlerinden saklamak ve bu muhteşem zaferi, sıradan bir Türk-Yunan savaşı olarak hafife alıp, asıl hedefi gizlemektir… Asıl düşmanı gözlerden kaçırmaya çalışmaktır.
Olay, tarihte birçok örneği görülebilecek olan basit bir ordu savaşı değildir… Mustafa Kemal Atatürk’ün deyimi ile, “emperyalist güçlere karşı mazlum milletlerin başkaldırısıdır!..”
Eğer mesele, sadece basit bir Türk Yunan savaşı ise, savaş sonrasında niçin tüm emperyalist ordular tas ve taraklarını toplayarak bu ülkeden [en kibar deyimi ile] “def-çalarak” gitmişlerdir?
Niçin, bu görkemli zaferin sonrasında düzenlenen barış görüşmelerinde masanın bir tarafında yeni Türkiye’nin Milli Devlet’ini temsil eden kişiler ve diğer tarafta ise, sözünü ettiğimiz emperyalist güçler vardı?
Niçin, Lozan Antlaşması sadece Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanmadı?..
Çünkü Lozan Antlaşması, Sevr Antlaşması’nı yırtıp atılması demekti…
Sevr Antlaşması’nın tarafları, Osmanlı Devleti ile işgalci emperyalist güçlerden ibaretti…
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu kongrelerini tamamlayıp Ankara’ya döndüğünün haftasında yayınlamaya başladığı ve başyazılarını bizzat kendisinin yazdığı Kuvayı Milliye adlı gazetesinde bu gerçekleri bütün çıplaklığı ile anlatıyor…
Sözünü ettiğimiz bu başyazılar, Türk Devrimi’nin temel ilkelerinin bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından tartışıldığı çok önemli belgelerdir.
Gelin birlikte okuyalım:

EN BÜYÜK DÜŞMAN
[20 Temmuz 1920]

“En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ve ne de filan millettir. Bilakis bu düşman, adeta dünya çapında Yahudi saltanatı halinde bütün dünyaya hâkim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizm’dir.
Artık bütün dünyanın anlamış olduğu bu hakikat, bizde de tamamen idrak ediliyor. Bugünlerde başımıza musallat edilen Yunan, bütün düşman âlemin parçasından başka bir şey değildir. Daha doğrusu, kapitalizm saltanatının mazlum milletlere karşı gönderebileceği son kuvvet, son ordudur…
Nitekim bundan evvel üzerimize ordular saldırtmış olan düşmanlar yine böyle kapitalizm saltanatının ordularından başka bir şey değildi. Moskof orduları İtalya orduları, Bulgar ve Yunan orduları kısacası bütün düşmanlarımız tamamen kapitalizm tarafından ayaklandırılırlardı.
Bir zamanlar, tarihin eski devirlerinde dünya bir takım despot hükümdarların istibdatları altında ezilirdi. Sonraları milletler bu istibdadı yıktılar. Fakat bu defa da, onun yerine paranın, sermayenin zulmü geçti. Sermaye bugüne kadar dünyada yapılmış olan bütün fenalarının yegâne etkeni, yegâne sorumlusu idi. Bugün de odur. Eğer süratle istila eden kapitalizm aleyhtarlığı olmasaydı ve zulüm yarın da devam edecekti. Çok şükür zulüm devrinin son günlerindeyiz. Kapitalizm sade falan ve filan milletin düşmanı değildir. Bilakis bütün dünyanın, bütün milletlerin müşterek düşmanıdır. Milletleri birbirine düşüren o. Kardeş kanları döktüren fesatlar ondan dünyayı kaplayan sefaletin müsebbibi özetle bütün insanlığı inleten zulmün yegâne zalimi odur. Bu zulümde başarılı olmak için arada sırada müracaat ettiği muharebeler yegâne kuvvetleri, yegâne silahları değildir. Bankalar, sendikalar onun en kuvvetli silahlarıdır. Ve bütün milletleri bilhassa bu silahla mağlup eder. Memleketimize bakınız: Rejiler, “Duyunu-Umumiye”ler, kapitülasyonlar, şimendiferler, limanlar, gemiler, bankalar, ticaret evleri… bütün bu müesseseler Avrupa kapitalizminin bizi mahvetmek için, senelerden beri kullandığı iblisane bir makinenin parçalarıdır. Sade bizim memleketimizde değil, yeryüzünde bu makine devam ettikçe sade biz değil, bütün dünya zulüm altında ezilecek, sefalet arşa çıkacak, insan felaketten felakete yuvarlanacaktır. Bize bugün sınır itibariyle dünyanın en güzel en hayale sığmaz barış şartlarını verseler, kapitalizm dolabı memlekette bugünkü şeklinde kaldığı takdirde mahvımız muhakkaktır. Hatta değil böyle, bu şeytan makinesinin dörtte biri bile mevcut olsa, bizim için hayat imkânı yine tasavvur edilemez. Zenginlerimizi dolandıran o, fukaramızı soyan o… Mal ve mülkümüzü çalan, haysiyet ve namusumuzu mahveden, bizdeki faziletleri şeytan gibi birer iknaya çalışan, bizi birbirimize düşüren hep odur. Şu halde, kendimizi kurtarmak için evvela bizim, sonra da bütün dünyanın şu melun kapitalizmin afetinden kurtulması lazım gelir. Bunda sade biz menfaattar değiliz. Kapitalizm sade bizim gibi zayıf milletler arasında değil, bilakis bizzat kapitalist memleketlerde de aynı derecede tahripkar, insanlık düşmanıdır. Hatta İngiltere’de, hatta Fransa’da ve Amerika’da da böyledir. Ve oralarda da kapitalizm usulünden istifa edenlere nispetle bunun zulmü altında inleyenlerin miktarları yüzbinlerce kere ziyadedir. Şu halde kapitalizmin düşmanı yalnız biz değiliz. Bütün dünya onun düşmanıdır. Bütün dünya bizimle beraber demektir.
Dünyayı tanıyanlar, dünya işlerini bilenler bütün açıklık ve katiyetiyle görüyorlar ki, bu hakikat bütün dünyada artık anlaşılmıştır. Kapitalizm, hâlihazırda Lehistan’da ve Anadolu’da son kurşununu atmakla meşguldür. Bundan sonra kullanacak silahı kalmıyor. İşbu bu kuvvetleri yenmektedir. Türkler bu hakikati anlayınız. Anlamayanlar varsa, onlara da anlayanlar öğretsinler. Bolşevikler, Lehleri kati surette mağlup ederlerken bizim vazifemiz de Yunanistan’ı Anadolu’dan süratle, şiddetle derhal kovmaktır. Ondan sonrası ise, ebedi kurtuluştur!..”

Hepimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu olsun…

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com