Selma Erdal

Tüm Yazıları


27 Aralık Gündeminden

  • 27 Aralık 2018 Perşembe


20 yıl öncesine kadar her 27 Aralık gününde Ulu Önderimiz ATATÜRK'ün Ankara'ya gelişinin yıldönümü nedeniyle, O'nun adına ATATÜRK KOŞUSU düzenlenirdi. ATATÜRK'e ilişkin her ne varsa, yok edildikçe, O'nun adı silindikçe...Adına koşmaz oldu sporcular da...Koşsalar da duyurulmuyor halka bu yarışmaya ilişkin duyurular, duyumlar...
Bununla birlikte 27 Aralık 2018 günü CHP'nin İstanbul Yerel Yönetim Başkanlık Adayı İMAMOĞLU'nun tanıtım toplantısı yapıldı büyük bir kalabalağın karşısında...
CHP'li İmamoğlu; İstanbul'un Ankara'dan yönetilemeyeceğini vurguladı üstüne basa, basa...Ve KENTİN ANAYASASI'nı yapacağız dedi.İşte tam burada ona denilebilir ki tehlikeli sularda yüzme!...Neden mi?...Üstelilk CHP; 24 Haziran 2018 seçimlerinde de AVRUPA YEREL ÖZERKLİK ŞARTI'nı uygulayacağını duyurmuşdu, eğer seçimleri kazanırsa...Ki o günlerde de bu açıklamayı da eleştirel bulmuşdum ben yine...Neden mi?...Henüz şu yakın geçmişimizde...İkinci Cumhuriyetçiler'in halkın değerlerini tozumaya uğrattığı günlerde...Özellikle de Çetin ALTAN; pek sıkça söz ederdi İSTANBUL DÜKALIĞI'ndan...Ki bu söylem, bu tanımlama; SEVR paçavrasını savunanların amaçları arasında, yer alır ilk sırada...İstanbul'u Türkiye'den koparmak, Misak-ı Milli sınırlarından çıkarmak...Üstelik Küreselleşme sömürü düzeninin, yerelleşme bağlamında; YEREL DEMOKRASİ, HALK KATILIMI, YEREL DEMOKRASİ kavramlarıyla, özerk bölgeler yaratma, ülkeyi eyaletlere ayırma ve son aşamada Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu bizden koparıp, önce Kürdistan, sonra da Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında İsrail'e bırakmak...Bu konuları pek çok kez yazdım, başka yazanlar da oldu kuşkusuz...İşte bu gerçekler dururken karşımızda; CHP'li İmamoğlu'nun, İSTANBUL'a ilişkin bir ANAYASA istemi...YANLIŞ!... Ucu açık olumsuz gelişmeler gelir kötü niyetli düşünenlerin ya da amaçları olanların aklına...
Sınırlarımızdan çıkıp da bakınca Ortadoğu topraklarına...Böylesi açıklamaların YANLIŞLIK KATSAYISI ÇOK DAHA DA ARTAR kanımızca...
Çünkü Ortadoğu'da bugünlerde kartlar yeniden karılıyor. Rusya açıklama yapıyor;"İsrail, Suriye'nin güvenliğini ihlal etti" içerikli...Biz yıllardır Suriye ile didişiyoruz, düşmanca ilişkiler içindeyiz. Yine İsrail'le de (sanki) düşmanca ilişkiler içindeyiz, yağıp gürlüyoruz onlara da...Amerika çekiliyor diye açıklama yapıyor, sokakdaki insan "Amerika'yı korkutduk, kaçırtdık" diye havalara giriyor.Oysa öğreniyoruz ki Amerika, Suudi Asker kuklalarının içinde (askeri ve silahlarıyla) var... Şimdi Türkiye kimden yana ya da kiminle yakın olursa kar?...Bir koyup üç almağa soyunan Özal'lı günlerden beri;ne çok sayıda Mehmedçik'e kazıldı mezar...Ulu Manitu; şu Savaş Tanrısı ARES'i gebert ya da kurut Ortadoğu'daki petrol yataklarını...Çeksinler bölgemizden kanlı ellerini...Amennn!...

Savaş endişesi...Suriye'ye ilerleyen tanklarımız...Ulusal savaş sanayiimize ilişkin kaygılarımız...Yine 27 Aralık 2018 günü Ali KOÇ; AKBAŞKAN ve Milli Savunma Bakanı AKAR'ın konuğu olmuş, televizyon yansılarından gördüğümüz, izlediğimiz kadarıyla...Açıklanmadığına göre, neden buluştuklarını bilmiyoruz...Ama öngörüde bulunabiliriz kuşkusuz...Kanımca "savunma sanayiine yönelik üretim" için istemde bulunmuş olabilir Ali Koç...Savunma sanayii için üretimi biz yapabiliriz demiş olabilir büyük patron...Neden olmasın ki?...Ali Koç; yerli ve milli değil mi?...
Bu ülkede Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve İller Bankası Genel Müdürlüğü gibi yatırımcı kuruluşlar var...Altyapı hizmetlerini gerçekleştirmek amacıyla oluşturulmuş kurum ve kuruluşlardır bunlar...Ama nedense son 20 yıldır, hep yabancılar gerçekleştiriyor, geçmişde bu kurumların gerçekleştirdiği hizmetleri...Ve sonucunda gerçekleşen hezimetleri de duyuyoruz, görüyoruz, biliyoruz...Cumhuriyetin ilk yıllarında, savaşdan çıkmış yokluk içinde bir ülke "imece" yöntemiyle çalışıp, çabalarken; bunca yıldan sonra onca yetişmiş uzman geçinen insan kaynaklarına ve de G20'ler arasında yer alan bir ekonomik yapıya karşın...Neden yabancılara iş yaptırıyoruz; kurumlarımızı atıl bırakıp, boş kapasite çalıştırıp, yabana paralarımızı saçıyoruz?...
Umalım ki yeni gelen yılla birlikte, aklımız da gelir başımıza, "tırnağın varsa, başını kaşı" ya da "kurda sormuşlar ensen niye kalın?...Demiş ki; kendi işimi kendim görürüm" anlayışıyla...Yabana kapılmadan ve paralarımızı kaptırmadan; çalışırız her alanda...
Ve günümüzün egemenleri...Sevmezler yeni yıl kutlamalarını, sürekli eleştirirler...Ama TBMM'yi de 8 Ocak 2019 gününe değin kapatmayı da "her yılbaşı döneminde" gerçekleştirmeyi pek severler. Batılı'nın Noel dinlencesiyle eş anlı, aynı günlere denk...Onlar Frenk, bizimkiler Müslüman ama uzun dönemli dinlence günlerini yaşamakda baş kahraman olurlar.Ne diyelim?...Hoş geçsin günleri, dağılsın sıkıntıları, stresleri ki döndüklerinde dalaşmasınlar birbirleriyle...