Selma Erdal

Tüm Yazıları


19 Mayıs'ın Ardından...

  • 19 Mayıs 2018 Cumartesi


Yedi düvel topraklarımıza göz dikmiş… Askerin süngüsü düşmüş… Ülke Başkanlık düzenine geçecekmiş…Yıllardır uluslararası sosyal medyada her gün bir yazı, her gün bir harita; Ortadoğu’da ortaya çıkan sorunların temelinde ne var acaba soruları eşliğinde…Ve son aşamada; ülkemiz paramparça…Acaba “Neden Kemal ATATÜRK’den nefret ediyor bu AKBABALAR ve peşlerindeki, destekçileri yobaz maskeli düşmanlar ?” sorusunun yanıtı da işte burada…Çünkü O; bu paylaşım planını bozdu emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş Savaşı ile…
Ve ATATÜRK aydınlık, çağdaş düşüncenin yolunu açtı; ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ ile… Özellikle de LAİKLİK ilkesiyle de dinsel bağnazlık yerine, Türk Ulusu’na aklın, bilimin, hurafeler ve batıl inançlar yerine bilimsel düşünmenin yolunu, yöntemini öğretti…

Bugün; Kurtuluş Savaşı nedeniyle,o günlerde Anadolu’nun paylaşımından mahrum kalan yedi düvel sırtlanlar gibi çevremizdeler… Her gün bir harita, her gün bir makale, her gün bir açıklama; Sevr paçavrasına göndermede bulunan…

2002’den başlayarak ve özellikle de Ortadoğu’da yakılan ateş pek çok ülkeyi sardığından beri Türkiye, nedense Batı’nın gündeminden hiç düşmüyor sanki yokmuşçasına Lozan Sözleşmesi…İşte bundan dolayı Türk Ulusu’nun önüne konuyor engeller; Ulusal Bayramları kutlamak istediğinde, Kemal ATATÜRK’ün Devrimleri’ni yaşatmak istediğinde…NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ilkesiyle oluşturduğu yurtdaş kimliğini korumak istediğinde…Ve gelecek nesillerini de bu bilinçle var etmek istediğinde ANDIMIZ’ı öğrenmesin çocuklar diye yasaklar getiriliyor…Onuncu Yıl Marşımız yasaklanıyor...İzmir Marşı'nı söyleyenler susturuluyor...Ey halkım; artık uyan!…Kapına dayandı düşman…Ve sen ne kadar da aldırmaz oldun böyle; bu kadar mı bozuldu senin mayan?…
Ulusal Bayramlarımız’ı kutlamamızı engellemek isteyenlere inat; ulusal birliğimize, ülke bütünlüğümüze daha da çok gerelim kol, kanat…Koşalım alanlara her 19 Mayıs günü geldiğinde; ATATÜRKümüz doğsun sonsuza dek her birimizin benliğinde,bilincinde…
BENİM BİR KADIN OLARAK ÖZGÜRLÜK, YURTDAŞLIK HAKLARINA İLİŞKİN GÜVENCEM DAYANANAĞIM; NE ULUSLARARASI KUTLANAN GÜNLERDİR, NE DE ATILAN İMZALAR, YAPILAN ANTLAŞMALARDIR...YALNIZCA VE YALNIZCA ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ'NİN BANA TANIDĞI HAKLARDIR; HAKLARIMIN BİLİNCİNDEYİM, HAKLARIMI YAŞADIM, YAŞIYORUM, YAŞATACAĞIM...AYDINLIĞIMI KARARTMAK İSTEYENLERE DE HEP KARŞI DURACAĞIM!...
ATATÜRK İlke ve Devrimleri'nden söz açmışken bir anekdot:
8.Ocak.1998, Kanal D; “AİLELER YARIŞIYOR”Yarışma programında soru; ATATÜRK’ÜN DEVRİMLERİ…Ankara’dan katılan “BAŞKENTLİLER AİLESİ” yarışmacı…5 kişilik takım DEVLET MEMURU ve ancak aşağıdaki yanıtı veriyorlar:-Şapka-kıyafet Devrimi-Harf DevrimiEn önemlisi; LAİKLİĞİN KABULÜ uslarından dillerine gelmiyor.
Böyle devlet memurlarına; ATATÜRK İLE VE DEVRİMLERİ için hizmetiçi eğitimlerin gündeme getirilmeli…Zaman zaman kurumlarda toplantılar düzenlenmeli…Bu konunun DSP’lilere, özellikle de memurlara ilgi duyan, onlarla ilgili çalışmalar yapan Hayati Korkmaz’a iletilmeli,Rusya’ya gidip-gelmekten zaman bulursa, belki ilgilenir, kendisi de bilmiyorsa memurlarla birlikte öğrenir ( Ne de olsa BALGÖÇ’ün oyları için KOÇ’un TOFAŞ’ında mühendisken, Bulgaristan kökenli olduğundan milletvekilliğine görevlendirilmiş bir Bursa vekilidir)…
Yarışmacı aileye gelince; “AİLENİN REİSİ” kafadan ( hesap makinası kullanmadan) üç rakamlı kare almayı beceriyor ama ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ’ne sıra gelince sınıfta kalıyor.Devlet’in memuru böyle olursa,”Bu ülkenin yarınını nasıl güvende görebileceğiz?” sorusu; yarışmada sorulması gereken bir başka soru olmalıydı…
*Hey gidi günler, hey!...Düne bakış, bugüne akış...Durup, dururken gelmedik bu günlere...Bu halk birazcık da suçu aramalı kendinde...