Selma Erdal

Tüm Yazıları


18 Mart 1915'den, 18 Mart Sonsuza; ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !...

  • 16 Mart 2018 Cuma


Günlerden; 18 Mart 2006...

Sisli bir Bursa sabahında buluşan BURSA CHOPPER CLUB Üyeleri; teknolojik atlarıyla yola çıkıyorlar, Orta Asya'dan bu yana at sırtındaki ataları gibi "yollar bizimdir" diyerek...
Sabah sisli, motorlu atların gözleri parlıyor, sisi delmek için...Çünkü onlar biliyorlar ki; denge kadar, dikkat de çok önemli özgürlüğe dönerken tekerlekler...Çünkü trafik kurallarına uymak; motorcunun öncelikli ilkesi...
15 motor ve 22 motor tutkunu özgür ruh; anlamlı bir gün için yolda, 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi'ni Anma Törenleri nedeniyle Çanakkale yolundalar...
Sabahın erken saatleri; sabah serin, sabah sisli, BCC üyeleri tedbirli...Bazan motorların, bazan da motorcuların susuzluğunu gidermek için yolda kısa molalar veriliyor. Bandırma'ya gelene değin herşey güzel, Karacabey-Bandırma arasında yol bozuk olsa da, özenle ve düzenle yolculuk eden BCC üyeleri için herşey güzel...Coşkuyla yol alıyorlar; sise, bazan da sis bulutlarından düşen yağmura aldırmadan, trafikte hiçbir araca saldırmadan tekerlekler yolları okşarcasına dönüyor...
Motorcu ne denli özenli olursa olsun, yine de olumsuz dışsallıklar tuzak kurmuş olabiliyor yollarda...Bandırma girişinde, asfaltın üzerindeki yağ tabakası bir arkadaşımızın tekerleklerinin sürtünme katsayısının düşmesine, motorun dengesinin bozulmasına neden oluyor, kuşkusuz BCC üyelerinin de üzülmesine...Ne yazık ki iki arkadaşımız kaza geçiriyor...
BCC üyelerinin dayanışması, kazanın yaşandığı yerdeki halkın yardımı ve ambulansın ( ki ben çocukken Öztürkçesi'ni kullanır; "cankurtaran" derdik) gelişiyle; arkadaşlarımız Bandırma Devlet Hastanesi'ne götürülüyor. Doktorlar, röntgen çekimi derken; Tanrı'ya şükrediyoruz ki arkadaşlarımızın bedenlerinde kırık yok...Arkadaşlarımız ambulansla, bizler motorlarımızla, sağnak yağış altında sonunda Çanakkale'ye ulaşıyoruz...Konaklayacağımız Yaldız Otele geliyoruz...
Yaldız Otel çalışanları, güler yüzlü, ilgili...Mart soğuklarına karşın, otel sıcak...Önce odalarımıza yerleşiyoruz, ardından sıcak çaylarla yorgunluğumuzu atıyoruz...
Biz Çanakkale'ye doğru yol alırken, üstelik de arkadaşlarımızın geçirdiği kaza nedeniyle; sabah yapılan törenlere yetişemiyoruz...Elbetteki sağlık olsun diyoruz; olumsuz dışsallıklara karşın, ölümsüz bir yolculuk yaşadığımız için...
Kuşkusuz 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi'nin, utkusunun coşkusu, sabah yapılan törenlerle sınırlı değil, Mehter Müziği, gece havai fişek gösterileri, yurdumuzun her yöresinden gelen yurttaşlarımızın Çanakkale buluşması...BCC üyeleri olarak bu coşkuyu bizler de paylaşıyoruz...
Kent öylesine dolu ki; ne otellerde yer var, ne de bir yerden bir yere gitmek için boş araç bulabilmek olası...BCC Başkan ve yöneticilerinin başarılı örgütlenmesi nedeniyle; araç da bulunuyor, keyifli bir yolculuğun ardından Troya Restaurant'da lezzetli yemekler de yeniliyor...Yemekte yalnızca lezzet yok; pekişen dostluklar, Türküler, şen kahkahalar...Yemek sonrasında, yol yorgunluğu Fasıl Bar'da atılıyor...
Saatler ilerlemiş, gecenin güne, Güneş'e kavuşmasına, BCC üyelerinin yollarla buluşmasına az bir süre kala uykulara bırakılıyor bedenler...Yine de sabah erkenden herkes ayakta, herkes atakta; Çanakkale Şehitlerimiz'le buluşmak için...Kahvaltının ardından yolculuk Gelibolu yarımadasına; dosta düşmana ÇANAKKALE GEÇİLMEZ dedirten 18 Mart 1915'de bir zafer, bir utku kazanan ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZ'i saygıyla anmaya...
Feribotla Asya'dan, Avrupa anakarasına geçiyoruz; başlıyoruz Anafartalar, Conkbayır'ı tırmanışına...
Yollar kalabalık, Türkiye burada; bütün Türkiye Çanakkale'de, Gelibolu yarımadasında...Biz BCC üyelerinden başka; Bursa Uludağ Milis Kuvvetleri, büyük-küçük değişik özel araçlarıyla gelen Bursalılar'ın yanısıra, Trabzonlular, Konyalılar, Afyonlular, Balıkesirliler, İzmirliler ( ayrıca İzmirli motorcu dostlarımız), Kocaelililer, Edirneliler, Zonguldaklılar...Güzel yurdumuzun her yöresinden, Türkiye Çanakkale'de; 18 Mart 1915'de şehit düşen ataları gibi, tüm Türkiye Çanakkale'de...Anzaklar'ın torunları bile Çanakkale'de...
Kimler mi yok?..."Ben Türkiyeyim, ben Türküm" diyemeyenler yok; diğer bir deyişle DEP'liler, HADEP'liler gibi değişik adlar alsalar da gerçekte PKK'lı olanlar yok ( zaten şehitler arasında bile bir tek Diyarbakırlı vardı), daha önce olmadıkları gibi...Ama bütün Türkiye, bütün Türkler Çanakkale'de; sonsuza değin de Çanakkale'de olacakları gibi...
Bilindiği gibi, biz Türk Ulusu; ülkemizi, devletimizi severiz, savaşta etle tırnak örneği kaynaşırız, dayanışırız da...Nedense barış zamanı, gerçekten barış içinde yaşamayı bazan beceremeyiz, bazan birbirimize sevgide, saygıda özen göstermeyiz, bir de bunu başarabilsek, işte o zaman her şey gerçekten çok daha güzel olacak...Çünkü o zaman; büyük araçlara bindiğinde, o araçla gövdesel olarak bütünleştiğini sanan sürücüler, bir anda trafik canavarına dönüşmeyecek, binek oto sürücülerine, özellikle de motorculara can güvensizliği yaşatmayacak, yollarda onları tedirgin etmeyecek...Ne yazık ki; genelde dinsel ya da ulusal bayram günlerinde( gerçi kamyon, tır gibi araçların yollara çıkmasına izin verilmeyerek, bir bakıma bu tehlikeler, tedirginlikler azaltılmaya çalışılıyor) otobüs sürücüleri, can güvenliğimizi tehdit ediyorlar, 19 Mart Pazar günü Anafartalar'a tırmanırken arkadaşlarımızı tedirgin edip, küçük bir kaza geçirmelerine neden oldukları gibi...Neyse ki yağışlar nedeniyle toprak yumuşaktı; arkadaşlarımız yaralanmadı...
Kuşkusuz ülkemiz için savaşmak, bağımsızlık kazanmak ve bu coşkuyu 1915'den beri yaşamak çok güzel, ama bu ülkede barış içinde yaşamayı, birbirimize karşı sevgi ve saygı gösterebilmeyi de başarmak, becermek çok güzel...Umalım ki, Ulu Önderimiz ATATÜRK'ün özdeyişinde olduğu gibi; YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ ilkesini her alanda, her ortamda, özellikle de Türk Ulusu olarak, kendi içimizde yaşama geçirmesini bilelim...
Yaşanan kaza tatsızlığının ardından, Çanakkale Şehitleri'nin anısına, Türk Ulusu'nun parasal katkılarıyla yapılan görkemli anıtı geziyoruz; kabe'yi tavaf eden Müslümanlar'dan bile daha coşkulu yüreklerimiz...Çünkü biliyoruz ki; burada yatan şehitlerimiz canlarını vermeseydiler, ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ne Türk Ulusu, ne de Anadolu ve Rumeli topraklarımızda İslam dini var olamazdı...Ülkemiz için kan döken, can veren gencecik Türk şehitlerimiz için; dilimizde dualar, gözlerimizde yaşlar, ama yüreklerimizde övünç, kıvanç duyguları..
"57. Alay Şehitliği"ni gezerken, en büyüğü 25 yaşında olan şehitlerimiz için, içimiz titriyor, bir kez daha lanetler yağdırıyoruz PKK'ya, ülkemizi bölmek isteyenlere...Bu ülkenin, bu devletin şehitlerimizin dökülen kanlarıyla kurulduğu gerçeğine karşın; bu ülkeye, bu ulusa verdikleri zarar nedeniyle...
Ulu Önderimiz ATATÜRK'ün "GAZİ" ünvanını aldığı yerlerde bulunmak, O'nu ve şehitlerimizi saygıyla anmak; dillerimizden bir kez daha NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözlerinin dökülmesine neden oluyor...
BCC üyelerinin, 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi Anma Törenleri nedeniyle gerçekleştirdiği bu gezide artık dönüş yolculuğuna çıkma zamanı geliyor...Çanakkale'de bu ülke için savaşan, pek çok genci Gelibolu yarımadasında huzur içinde yatan Bursamız'a doğru kıvançla yola çıkıyoruz; "Ne çok şehid vermiş Bursamız Çanakkale'de" diye övünç duyarakdan...Ki Onlar, Anadolu ve Rumeli topraklarımızdan gelip de burada şehid düşen nice Türk genciyle birlikte, 18 Mart 1915'de ÇANAKKALE GEÇİLMEZ dedirttiler dosta da, düşmana da...Biz BCC üyeleri; onları bu kutsal topraklarda bırakarak " 18 Mart 1915'den, 18 Mart Sonsuza; ÇANAKKALE GEÇİLMEZ" diyerek yeşil Bursamız'a doğru yola çıkıyoruz...
Çanakkale geçilemedi ve geçilemeyecek de; ne dün, ne bugün, ne de yarın...Ama bunun için de biz Türk ulusu olarak birbirimize daha çok kenetlenmeliyiz ve daha da olmalıyız yakın...